Portre Yaşam İnceleme

Nadezhda K. Krupskaya

Kaynak –   marksist.org

Nadezhda (Nadja) Konstantinova Krupskaya, 14 Şubat 1869’da (Rus takvimine göre 26 Şubat 1869’da) Rusya’da doğdu. Krupskaya çoğunlukla Lenin’in eşi olmasıyla anılsa da, Lenin’in eşi olmaktan başka pek çok vasfı bulunan önemli bir devrimciydi. Gençlik yıllarından itibaren devrimci mücadele içinde yer alan Krupskaya, Bolşevik Partisi’nde pek çok önemli görev üstlenmişti.

Nadja Krupskaya, babasını 14 yaşındayken kaybetmişti. Bu yaştan itibaren annesiyle beraber çeşitli işlerde çalışmaya başladı. Bir süre sonra öğretmen olan Krupskaya, Çarlık Rusya’sının eğitim anlayışına karşı çıkmaya başlamıştı. Öğretmenlik yaptığı süre içinde proletaryayı yakından tanıma fırsatı buldu. Krupskaya çok parlak bir öğrenciydi ve Tolstoy’un özgürlükçü fikirlerinden derin biçimde etkileniyordu.

1889 yılında St. Petersburg’da bir toplantıda marksist fikirler ile tanıştı. Marks’ın Kapital‘inden ve Engels’in Anti-Dühring ile Ailenin, Devletin ve Özel Mülkiyetin Kökeni kitaplarından çok etkilendi. 5 yıl boyunca St. Petersburg’da işçilere eğitim veren bir okulda öğretmenlik yaptı. Bu okul, sosyalist hareketin merkezlerinden birisi hâline dönüşmüştü. 1894 yılında ilk defa Lenin’le tanıştı. Bir yıl sonra İşçi Sınıfının Kurtuluşu Birliği kuruldu. Kısa bir süre sonra hem Krupskaya hem de Lenin tutuklandılar. Bir süre hapis yattıktan sonra serbest bırakıldılar ve Sibirya’ya sürgüne yollandılar. Krupskaya ve Lenin burada evlendiler.

1900 başlarında Krupskaya ve Lenin, batı Avrupa’daki Rus marksistleriyle buluşmaya ve bu bölgede faaliyet göstermeye karar verdiler. Iskra gazetesinin üretim sürecine ve dağıtılmasına katıldılar. Bir süre sonra Krupskaya, Iskra gazetesinin sekreteri oldu. Ayda yaklaşık 300 mektup cevaplıyordu. Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nin 1903 yılındaki kongresine ayrıntılı bir örgütsel rapor hazırlayan Krupskaya, bölünmede Bolşeviklerle tavır aldı.

1905 civarında Rusya’ya dönen Krupskaya ve Lenin, 1914 yılında İsviçre’ye gitmek zorunda kaldılar. 1914 yılı başlarında Krupskaya sadece iki sayı yayınlanabilecek olan bağımsız bir kadın yayını sürecinde yer aldı: Kadın İşçi.

1917 Ekim devriminde ayaklanmayı örgütleyen Vyborg Komitesi’nin bir üyesi olan Krupskaya, Ekim devrimi sonrasında çalışmalarını sosyalist eğitim üzerinde yoğunlaştırdı. 1921’den itibaren ise Politik Eğitim Enstitüsü’nde dersler vererek, öğretmenliğe geri döndü. Ayrıca Clara Zetkin ve Innesa Armand ile beraber 8 Mart Uluslararası Kadınlar Günü’nün kutlanmasına ön ayak oldu.

Krupskaya, Stalin’in politik anlayışıyla hiçbir zaman uzlaşamamıştı. 1924 yılında Lenin öldükten sonra Stalin tarafından Krupskaya politik olarak izole edilmeye başlandı. Lenin’in mumyalanarak bir mozoleye konulması üzerine merkez komitesine bir mektup yazdı:

“Size büyük bir önerim var. Lenin için duyduğunuz üzüntünün dışarıdan gözüken bir ululaştırma hâlini almasına izin vermeyin. Onun için anıtlar yükseltmeyin, adını saraylara vermeyin, anısına festivaller düzenlemeyin. Hayatı boyunca böyle şeylere pek az önem verdi, bütün bunlar ona ağır gelirdi.”

1925 Aralık ayında yapılan 14. Kongre’de Krupskaya, Stalin ve Buharin’e karşı açıktan mücadeleye başladı. 1927 yılına kadar Birleşik Muhalefet ile beraber davrandı. Troçki ve Zinovyev ile beraber, işçi devletindeki bürokratikleşmeye dikkati çeken “13’ler Bildirisi”nin imzacılarındandı. Lenin’in, Stalin’i mahkûm eden vasiyeti Rusya içinde basılamamıştı ancak bu vasiyetin batıda basılabilmesini sağlayan da Krupskaya’ydı. Kamenev’e bir gün şöyle demişti: “Lenin bugün hayatta olsaydı, hapiste olurdu”.

1927’de Pravda‘da yayınladığı bir mektupla, muhalefeti artık desteklemediğini açıkladıysa da Stalin’i desteklediğini söyleyen tek satır yazmadı. Geri kalan hayatını Lenin’in hayatını yazmaya ayıran Krupskaya, Lenin’in ayrıntılı bir biyografisini ve kendi anılarını yazdı. Stalinizm tarafından politik tartışmaya katılması engelleniyordu, eski Bolşeviklerin idamlarına şahit oluyor, idamları durdurmaya çalışıyordu. Stalin’i eleştirmeyi sürdürdü, özellikle eğitim alanında Stalin’i eski eğitim anlayışının devamcısı olarak görüyordu.

Bolşevikleri idamdan kurtarmak için umutsuzca çabalayan Krupskaya, 1939 yılının 15 Şubat’ında hayata gözlerini yumdu. Stalinistler onun adını bir astroide vermeyi uygun görürken, devrimci marksistler onu büyük bir devrimci olarak hatırlıyorlar.

krupskaya

Rusya Leninist Genç Komünistler Birliği’ndeki Konuşmasından

[…] Kişisel hayatlarımızı uğruna mücadele ettiğimiz davayla, komünizmi inşa etme davasıyla birleştirmeye çalışmamız gerekiyor.

Elbette bu kişisel hayatımızdan vazgeçmemiz anlamına gelmiyor. Komünizmin partisi bir tarikat değil, dolayısıyla böylesi bir çileci yaklaşım asla savunulamaz. Bir fabrikada bir kadının iş arkadaşlarına şunları söylediğini işitmiştim: “Çalışan kadın yoldaşlar, partiye katıldığınızda kocanızdan ve çocuklarınızdan vazgeçmek zorunda olduğunuzu asla unutmamalısınız.”

Söz konusu meseleye elbette ki bu şekilde yaklaşılamaz. Kocayı ve çocukları inkâr etmek değil, çocukları komünizm için dövüşen birer savaşçı gibi yetiştirmek, her şeyi kocanın böylesi bir savaşçı olabilmesine imkân verecek şekilde düzenlemektir asıl mesele. Herkes kendi hayatıyla toplumun hayatını nasıl birleştireceğini bilmek zorunda. Bu çilecilik değildir. Aksine böylesi bir birleşme, tüm işçilerin ortak davasının kişisel bir mesele hâline gelmesi, kişisel hayatı fakirleştirmez aksine daha da zengin kılar ve yavan aile hayatının asla kazandırmadığı o derin ve renkli deneyimleri kazandırır insana. Kişisel hayatın komünizm için yürütülen çalışmayla, komünizmin inşası amacıyla işçi sınıfının ortaya koyduğu mücadele ve çalışmalarla birleşmesi, bugün karşı karşıya olduğumuz en önemli görevlerden biridir. Siz gençler hayatlarınıza daha yeni başlıyorsunuz ve hayatlarınızı kişisel olanla toplumsal hayat arasında boşluk bırakmayacak şekilde inşa edebilirsiniz. […]

Nadezhda K. Krupskaya
12 Temmuz 1924
Reklamlar