Kitap

Sosyalist Bilim-Kurgu: Kızıl Yıldız

Kaynak – devrimciproletarya.net

Kızıl Yıldız, Bogdanov’un Rusya’da 1908′de yayınlanan sosyalist bilim-kurgu romanıdır. Türkçede 2009′da Yordam yayınları tarafından yayınlandı. Devrimci ve sosyalistler arasında belli bir ilgi görse de, sol basın Kızıl Yıldız’a çok ketum davrandı. Kızıl Yıldız’ın komünizmin simgesi haline gelmesinde ve bir dizi önemli konuda öncü rol oynamış roman hakkında, devrimci basında doğru dürüst inceleme ve tartışmalar bile yer almadı, roman hızla unutulmaya terkedildi.

Türkiye’de romana mesafeli yaklaşma ve sahiplenmekten kaçınmanın bir nedeni, muhtemelen, Bolşevik Parti’nin kurucuları ve önde gelenleri arasında yer alan Bogdanov’un 1904′ten itibaren bir dizi konuda Lenin’le ayrışması ve onun sert eleştirilerine hedef olmasıdır. Ancak daha temeldeki bir neden, Rusya’da Ekim Devrimi öncesi (ve sonrasında 1920′lerde) varolan son derece zengin geleceğe ilişkin sosyal hayal gücü gelenek, kültür ve akımlarının Türkiye’de hemen hiç olmamasıdır. Geçmişten öğrenmeyi, geleceği bugünden şekillendirmeye başlamak için geleceği ve yeni bir yaşamı bilimsel olarak düşünmeyi ve sanatsal olarak hayal etmeyi bilmeyen, yalnızca bugüne muhalefete sıkışıp kalmış kuru sıkı bir siyasal kültürün, Kızıl Yıldız gibi önemli bir romanı da şöyle bir karıştırıp bir kenara fırlatıvermesinde şaşılacak bir şey yok.

Oysa sosyal hayal gücü ile sosyal devrim arasında güçlü bir bağ vardır. Yeni bir yaşam özlem ve esininin kitleler içinde yaygınlaşmadığı, kendilerine sosyalist diyenlerde bile, birkaç slogan ve kağıt üzerinde şematik belirlemeler dışında, uğruna dövüştükleri gelecek toplumun canlı, tutkulu ve esinleyici bir hayal gücünün olmadığı yerde, sosyal devrim de uzak demektir. Tarihte büyük devrimler veya devrimci sarsıntıların, siyasal-toplumsal çelişkilerin şiddeti kadar yeni bir yaşam arayış ve özlemlerinin, bilimsel, kültürel, sanatsal düş gücünün yükseldiği toplamlarda gerçekleşmesi raslantı değildir.

Rusya’da sosyal hayal gücünün zenginliği

Rusya, 19. yüzyıl boyunca, toplumsal-siyasal çelişkilerin keskinliği, fakat ekonomik gerilik, çarlık despotizmi ve devrimi yapacak toplumsal bir gücün gelişmemişliği, nedeniyle ütopik düşünce ve akımların benzersiz gelişme kaydettiği bir ülkedir. Halk masal ve efsanelerinde, aydınlar ve öğrenciler arasındaki narodnik ve anarşist akımlarda, Puşkin, Gogol, Tolstoy gibi büyük sanatçıların eserlerinde her zaman güçlü bir ütopik damar olmuştur. Narodnik ütopizmin doruk noktası, hiç kuşkusuz Çernişevski’nin 1863′de yayınlanan – Fransız ütopik sosyalisti Fourier’den belirgin etkilenmeler içeren- Ne Yapmalı romanıydı. (Türkçe’de başlığını ondan alan Lenin’in kitabıyla karışmaması için “Nasıl Yapmalı” adıyla yayınlanmıştır.) Lenin dahil sonraki devrimci ve sosyalist kuşaklar üzerinde çok güçlü bir etki yaratmıştır. Lenin’in en ünlü kitabının adında ve siyasal yaşamı ve örgüt anlayışında romandaki Rahmetov karakterinden ve sosyal düş gücünden belli esinler aldığı iyi bilinmektedir. Ancak Çernişevski’nin ünlü romanı, bilim, sanayi ve kentlerin gelişmediği, yeni yaşamın kırsal-pastoral doğa manzaraları ve gelişmiş köy komünleri üzerinden çizildiği bir dönemin ürünüydü.

19. yüzyılın sonlarına doğru, aydınlar ve işçiler arasında sosyal hayal gücü, daha modernist, bilim teknoloji, sanayi, kent ve işçi sınıfı eksenine doğru önemli bir değişim geçirdi. Rus aydınların ve devrimcilerin yakından izlediği Avrupa ve Almanya’da, Bebel’in Geleceğin Toplumu (1879), Edward Bellamy’nin Geçmişe Bakmak (1889), Karl Ballod’un Geleceğin Devletine Bir Bakış (1891) gibi kent ve sanayi ağırlıklı bir sosyalizmi tasvir etmeye çalışan eserleri, birkaç yıl geçmeden Rusça’ya çevriliyor, çok yoğun bir ilgi görüyordu. Örneğin Bellamy’nin o dönemin hızlı bilimsel-teknolojik gelişmeleri üzerinden geliştirdiği sosyalist yaşama ilişkin romanı, 2 yıl geçmeden Rusça, Gürcüce, Litvanyacaya çevrilmiş, devrime kadar tam yedi kez yeniden basılmış, aydınlar, öncü işçiler, öğrenciler tarafından adeta yutulmuş, tam 50 bin adet satmıştı. Daha sonra Bolşevikler, onu, “bilimsel sosyalizmin ilk canlı, gerçekçi tasvirini yapan roman” olarak tanımlayacaktı.

Bogdanov’un 1908′de yayınlanan Kızıl Yıldız’ı ise, bir ütopyadan çok sosyalizm bilim-kurgusudur. Mars’taki bir sosyalist uygarlığı geri kapitalist bir dünya ülkesinden giden bir sosyalistin gözünden anlatmaya çalışır. Roman bilim-kurgu alanında ve kendi döneminin bilimsel-teknolojik, toplumsal ve devrimci gelişmelerinin en ileri biçimleri üzerinden uzun erimli dahiyane projeksiyonlarla yapılan bir sosyalizm tasavvuru açısından kelimenin tam anlamıyla çığır açmıştır.

Bogdanov

int_bogdanov_1b

Bogdanov, çok renkli ve çok yönlü bir kişiliktir. Sosyalist, yazar, sanatçı, filozof, iktisatçı, doğa bilimci ve hekimdir. Öğretmen bir ailenin çocuğudur. Üniversite yıllarında Marksizmle tanıştı. İlk mesleki kitabı çarlık tarafından yasaklandı ve tutuklanıp sürgüne gönderildi. Bolşevizmin kurucularından ve Lenin’in en yakın çalışma arkadaşlarından oldu. 1905 devrimi sonrasında parlamento ve legal alan boykotçuluğu, daha sonra tanrıkurculuğa kapıldığı için Lenin’le ters düştü, 1914′te partiden uzaklaştırıldı. Bunun üzerine siyasetten uzaklaştı, bilimsel ve kültürel çalışmalarına yoğunlaştı. Ekim Devrimine köktenci bir kültürel-sanatsal mücadele ve avantgard deneysel renk katan, 500 bin aktif katılımcısının olduğu Proletkült hareketinin öncülerinden biri oldu ve teorisyenliğini yaptı. Parti devrim ve iç savaş sonrasında NEP politikasına geçerken, Proletkült’ün geçmişten bir an önce kopmak isteyen, iradeci kültürel savaş girişimlerine ayar çekip, 1924′ten itibaren kültür-sanat alanını da resmi kurumsal kontrol ve yönetim altına aldı. Proletkültün, burjuva kültürü kökten yadsıyıp yeni bir proleter kültürün ateşli bir deneysellikle yaratılması çabasını ütopik ilan ederek son verdi. Bogdanov, ömrünün son yıllarını, kurduğu dünyadaki ilk tıbbi kan nakil enstitüsünde yaptığı, insanların yaşlanmasını geciktirmeye dönük araştırmalarla geçirdi. Bir dizi önemli tıbbi buluş daha yaptı, fakat kendi üzerinde yaptığı bir deney sonucunda 1928′te hayatını kaybetti. Siyasal, kültürel, sanatsal çalışmalardan tecrit edilmesi nedeniyle, bilerek kendini öldürdüğünü iddia edenler de oldu, ancak bunu teyit edecek kanıt yoktur.

Bilimsel çalışmalarında ise gerçek bir dahiydi. Sistem analizi düşüncesinin ve sibernetiğin öncüllerini geliştirip önünü açanlardan biri oldu. Kan nakliyle bir dizi hastalığın tedavisini bulan ilk kişiydi. Tıp, psikoloji, sosyoloji, eğitim-pedagoji, ekonomi-politik, felsefe ve doğa bilimleri (fizik, kimya, matematik-istatistik, jeoloji, iklim bilim, kozmoloji, vd), teknoloji ve mühendislik alanlarında yaptığı bağlantılı çalışmalarla tüm doğa bilimlerini ve sosyal bilimleri “tektoloji” (örgütlü bilim) dediği her şeyi kapsayan tek bir bilim altında bütünleştirmek başlıca tutkusuydu. Bunun için 1913-17 yıllarında Genel Örgütsel Bilim adlı iki ciltlik bir kitap yazdı. Bu çabası da Lenin tarafından idealist bulunsa da, günümüzde bir çok bilimsel alanda kullanılan sistem analizi, kontrol dinamiği, sibernetik ve çok disiplinli bilimsel araştırmanın öncüllerini geliştirmesini sağladı.

Olağanüstü derinlikteki bilimsel önseziler…

1908 yılında yazılmış Kızıl Yıldız’da insanı halen çarpan, bilimsel-kültürel zenginliğidir. Bogdanov, kendi döneminde hem hızlı bir gelişme hem de kriz içinde olan doğa ve toplum bilimlerinin en ileri yönlerini almakla kalmamış, bazılarının 50-80 yıl sonraki gelişme düzeyini öngörmüş, romanını sosyalizmin önkoşullarını oluşturan bilimsel-teknolojik ve toplumsal gelişmenin bu ileri gelecek perspektifi üzerine kurmuştur. Hiç birinin esamisinin bile olmadığı bir dönemde, nükleer enerjiyle çalışan uzay gemileri, televizyon, bilgisayar, sibernetik, tam otomasyon üretim sistemleri, havada giden manyetik yastıklı yüksek hızlı trenler, insan ömrünün uzatılması ve kaç yaşında olursa olsun genç kalmasını sağlayan genetik bilimi, politeknik eğitim, sosyalist pedogoji ve sosyal psikoloji gibi, “olağanüstü derinlikteki bilimsel önsezilerin ışıltıları” onu, 100 küsur yıl sonra bile ilgi ve hayranlıkla okunabilir kılar.

Kızıl Yıldız, bu açıdan, günümüzün bilimsel-teknolojik, toplum bilimsel, felsefi, kültürel, sanatsal gelişmelerine büyük bir ilgisizlik içindeki devrimci ve sosyalistleri sarsması gereken bir roman. Hürriyet gazetesinde popüler bilim yazıları yazan İsmet Berkan, Mars’a bir robotun indirilmesi veya insansız bir uzay aracının 10 yıllık uzay yolculuğundan sonra başarıyla bir kuyruklu yıldıza indirilmesi gibi önemli bilimsel-teknolojik gelişmelerin neden eskisi gibi kimsede bir ilgi ve heyecan uyandırmadığını soruyor. “Neden geleceğin daha güzel ve ileri olacağına dair umutlarımızı kaybettik?” diye soruyor. Bir yanıt bulamadığını söylüyor ama yanıt zaten sorunun içinde. Neoliberal kapitalizm ve postmodern kültürü, en başta “geleceğin daha güzel ve ileri olacağına dair” inanca ve bunun için mücadele azmine saldırdı. Yerine geleceğin korku ya da en azından kaygı duyulan bir şey olarak yaşamdan kovulmasını, herşeyin geçici olduğu sürgit yalama bir bugün içinde sürüklenip gitmeyi geçirdi.

Kızıl Yıldız’ın tarihsel-toplumsal arka plan dinamikleri

Bogdanov’un romanı, tüm Rus devrimcileri üzerinde derin etkileri olan Çernişevski ve Bellamy’den belli esintiler taşır. Romanda kendisini hissettiren bir diğer etken, Rusya’da bazılarının “Rus kültür-sanatının gümüş dönemi” ya da “devrim öncesi ruhun devrimi” dedikleri avantgard ve futurist akımlardır. Futurizm (gelecekçilik) akımı Rusya ve İtalya’da, sanayinin geriliği, burjuva sınıflarının zayıflığı ve ürkekliği, kentli aydınların ileri kapitalist ülkelerin (özellikle Fransa ve Almanya) bilim, teknoloji, kent kültür-sanat ve yaşam tarzına ilgisi bağlamında ortaya çıkmıştı. Modernizmin en uç biçimlerinden olan futurizmi karakterize eden bilim, teknoloji, büyük modern sanayi, makinalaşma, doğaya tam hakimiyet, kentlerin yüceltilmesi ve estetize edilmesidir. Rusya’da en büyük temsilcisinin Mayakovski olduğu fütürizm, sosyal ve teknik devrimi, estetik-kültürel devrimle bütünleştirmeye çalıştı. Çok gür bir sesle ilan ettiği, put kırıcılığı, eskiden kopuşçuluğu ve gelecek kurguları ve vizyonerliğiyle sosyal ve teknik devrimleri zenginleştirdi, ifade tarzını estetize edip keskinleştirdi. Nazım Hikmet’in Putları Kırıyoruz kampanyası, Makinalaşmak İstiyorum gibi şiirleri de doğrudan Mayakovski, Bogdanov, Proletkült ve Rus fütürizminden esinlenmiştir.

Kızıl Yıldız’ın temel esin kaynaklarından birisi, 1905 devrimci ayaklanmasıydı. 1905 devriminin ağır ve kanlı yenilgisine karşı roman, sosyalistler ve işçiler arasında çok geçmeden yeniden yükselişe geçecek devrime ve sosyalizme inancı ayakta tutmakta etkin bir rol oynadı. 1905 ayaklanmasının bir Bolşevik işçi gazisi, “kendisinin ve yoldaşlarının bu romanı, yenilenmiş ve bu kez muzaffer olacak devrimin ilk kırlangıcı saydığı” şeklinde bir mektup yazmıştı Bogdanov’a. Kitap Ekim Devrimine kadar ve hele ki sonrasında sayısız tekrar basım yaptı, 100 binler tarafından okundu, tartışıldı, bir dönemki Çernişevski’nin genç devrimcileri etkilediği gibi, Sovyetlerin ilk sosyalist gençlik kuşaklarını derinden etkiledi, sovyet bilim kurgusu ve sanatının esin kaynaklarından biri oldu.

Aşamacı olmayan, komünizmi içerimine alarak gelişen bir sosyalizm öngörüsü

Kızıl Yıldız’ın asıl temelini ise Marx’ın sosyalizm/komünizm üzerine bilimsel öngörüleri oluşturur. Bogdanov, aşamacı ve statik değil, en baştan komünizmi içerimine almaya başlayan, gelişim halinde dinamik bir sosyalist toplumu canlandırmaya çalışır. Sosyalizmi hiçbir sorun ve çelişkinin olmadığı ideal-ütopik bir toplum olarak değil, Marx’ta olduğu gibi kapitalizmin kalıntısı bir dizi eşitsizliğin etki alanı giderek sınırlanarak sürdüğü fakat bunlarla giderek daha etkili mücadele yöntemlerinin geliştirildiği bir geçiş toplumu olarak tasvir eder: Komünizme yakınsayan ve içerimine alan, sömürünün, özel mülkiyetin, meta ilişkilerinin, sınıfların, ulusların, dinin, ailenin, her türlü rütbe ve itaatın, özel yetki ve zorlamanın kalktığı, devletin önemli ölçüde sönümlendiği ve yerini konsey toplantılarına bıraktığı, kadınların tama yakın eşit ve özgür olduğu, her yaştan çocukların eşit, özgür toplumsal bireyler olarak yetiştiği ve -salt yetişkinler tarafından değil- birlikte birbirini yetiştirdiği, toplumsal işbölümünün bilim insanlarına atfettiği göreli yüksek rol dışında büyük ölçüde azaldığı, hiç kimsenin tek bir iş ve mekana bağımlı olmadığı, bir toplum olarak tasvir eder.

Toplum ile birey arasındaki çelişki, sınırlı bazı alan ve durumlar dışında (aşk acısı, çocuk yetiştirmede çocukların bilinçsiz bencilliğiyle başa çıkma, kendi isteğiyle kendi sağlığına zarar verecek kadar çok çalışanları uyarma dışında müdahale etmeme, henüz çözüm bulunamamış bazı psikolojik rahatsızlıklar, gibi durumlar dışında) önemli ölçüde çözülmüştür. Geleceğin sosyalizmin bu gibi özgül sorunlarına bile böylesine derinlemesine kafa yorma, tartışma ve çözüm bulmaya çalışma, dönemin sosyalistlerinin sosyalizmi, şematik olmayan canlı bir toplumsal ilişki biçimi olarak nasıl güçlü ve geliştirici biçimde özümsediklerini gösterir.

İnsan ile doğa çelişkisi ise, tam çözülememiştir. Bogdanov, kendi döneminin doğayı bilimsel-teknolojik olarak mutlak kontrol altına alma ve tüketmeyi ilerleme olarak gören modernist yaklaşımının etkisi altında olmakla birlikte, modernizme güçlü eleştiriler de getirir. Ne kadar gelişkin bir sosyalist uygarlık olursa olsun, doğal kaynakların tükenmeye yüz tutmasıyla nasıl bir açmaz içine düşeceğini ortaya koyar.

Sosyalizmin sorunlarına yalın, pratik çözümler

Kızıl Yıldız’ın en güçlü ve esinleyici yanlarından biri, Marx ve Engels’in sosyalizm/komünizme ilişkin bazı temel teorik belirlemelerine, son derece pratik, basit, ikna edici ve herkesin anlayıp uygulayabileceği çözüm yöntemleri geliştirmeye çalışmasıdır. Örneğin tüm ürünler için toplumsal olarak gerekli toplam emek-saat miktarı, dakik olarak bilgisayar sistemlerine yüklenen verilerle hesaplanır. Toplumun ihtiyaçlarındaki değişimlere bağlı olarak, hangi işlerde ve işkollarında ne kadar fazla ve ne kadar eksik emek-saati olduğu tüm üretim birimlerinde var olan istatistik tablolardan izlenir; buna uygun olarak çalışma, üretim fazlası olan alanlardaki işçilerden bir kısmı gönüllü olarak üretim eksiği olan alanlara geçerler. Geçim sorunu, işsizlik diye bir şey yoktur, herkes ihtiyacı kadar her türlü tüketim ürünü edinebilir. Emek, üretimin temeli ve hamalı olmaktan çıkmış, tam otomatik üretim sistemlerinin gözetmeni ve yöneticisi haline gelmiştir. Çalışma 4-6 saate indirilmiş, zorunlu ve zahmetli bir şey olmaktan çıkmış, bir ihtiyaç ve kendini çok yönlü geliştirme haline gelmiştir. Sosyalist “Marslılar”, tek bir işte körelmeyi değil, sık sık iş ve mekan değiştirerek kendilerini farklı yönlerden geliştirmeyi severler. İstatistiklere göre iş değiştirmek zorunlu da değil gönüllü ve bilinçlidir, yalnızca belli bir işten sıkılan ve yeni bir iş ve alana geçmek isteyen işçilerin, toplumsal ihtiyacın olduğu alanları görmesini sağlar emek-saat istatistikleri.

Lenin her ne kadar Bogdanov’a hep soğuk baksa da, “özel mülkiyetin bir kararname ile ilgası kolay olandır, asıl sosyalizm hesap ve denetim işidir” derken Kızıl Yıldız’dan esinlenmiştir. 1919′da “iç savaş komünizmi”nin ardından Preobrajenski ve Bukharin’in o dönemin yakın komünizm beklentisi içindeki parti programına dayanan ve açıklayan Komünizmin ABC’si kitabı, komünizme ilişkin bölümünde Marx’ın komünizme ilişkin tüm bilimsel öngörülerinin birkaç onyıl içinde gerçekleşeceğini, “Rusya’da yepyeni komünist bir yaşam, dünya, insanlar ve geleneklerin ortaya çıkacağını” belirtiyordu. Komünist bir geleceği kurmak ve yaşatmak için gerekli olan tek şey, diyorlardı, kimin neye ihtiyacı olduğunu ve bunun için neyin ne kadar üretilmesi gerektiğini sayan, işleyen, hesaplayan ve bildiren muhasebe ve istatistik ofisleridir. Komünizme ilişkin bu tema doğrudan Kızıl Yıldız’dan alınmış ve 1920′ler boyunca yeni ekonomi ve toplum kurgusunun temel dayanaklarından olmuştu. Komünizmin ABC’si birkaç ayda 1 milyon sattı, sonraki yıllarda birkaç milyon daha basıldı. O dönem bizzat parti kadroları dahil, “savaş komünizmi” heyecanı ve komünizme hızlı geçiş beklentisi ve özlemini taşıyan akımlar, örneğin Proletkült (Bogdanov), Fütürizm (Mayakovski), Yeni Ahlak (Kollantay), Yeni Dil (Krestin), Yeni Zaman (Krejetsev), makinalı yeni çalışma tarzı (Gastev), put kırıcılık, militan ateizm, komünal yaşam deneyimleri, her biri devrim coşkusu ve yeni bir yaşam özlemi ve kurguları içinde yüzbinlerce taraftar buluyordu. Parti, birkaç yıl sonra, artan zorlanma ve sıkışmalarla birlikte yavaş yavaş bunların önünü almaya ve soğutmaya başladı.

Bogdanov’un henüz bilgisayarın “b”sinin bile olmadığı bir dönemde düşündüğü bu sistem, Engels’in Anti-Duhring’te “kapitalist piyasa ve değer yasasının işe karışma zorunluluğunu” ortadan kaldırmak için öngördüğü, toplumsal ihtiyaçlar ile üretimin doğrudan emek-saat hesaplanması arasındaki dolaysız bağ belirlemesinin son derece pratik bir çözümüdür. Günümüzdeki işler, iş kolları arasındaki artan entegrasyon ve iç içe geçiş düzeyi ve bilgisayar teknolojisindeki gelişmeler düşünüldüğünde, bu kadar basit bir sistemle, piyasanın, değer yasasının, aşırı birikim, üretim ve orantısızlık krizlerinin, gizli ve açık işsizliğin, ortadan kaldırılması mümkündür. Ancak sorun basitçe teknik gelişme değil, toplumsal ilişkiler sisteminin kökten değişmesidir. Ki zaten her şeyi içinden çıkılmaz bir gizem ve karışıklık içine sokan sermaye, piyasa, devlet, bürokrasi ortadan kalkınca, tüm toplum ve ilişkiler herkese bütünüyle saydam görünür, hem herkes çok yönlü toplumsal bireyler olarak gelişir hem de her iş giderek herkesin yapabileceği ve anlayabileceği biçimde yalınlaşır. Kimseyi bir şey yapmak için aç bırakmak veya zorlamak gerekmez, herkes kendisi ve toplum için ne yapıp yapmayacağını bütünü görerek ve sonuçlarını hesaplayarak, gönüllü ve bilinçli olarak kendi kararlarını verebilecek hale gelir.

Konseyler…

Bogdanov, konseysel işleyişi de şöyle tasvir eder: “Marslıların kitlesel toplantıları; ciddiyeti ve iş bitirici niteliğiyle beni şaşırtıyordu. Bu toplantılar bilimle ilgili sorunları, çalışmaların örgütlenmesini ya da hatta sanat sorunlarını konu alsa bile sunulan raporlar ve yapılan konuşmalar son derece yoğun ve kısa, kanıtlar açık ve doğru oluyor, hiç kimse hiçbir zaman ne kendisinin ne de başkalarının daha önce söylediklerini bir kez daha yinelemiyordu. Çoğu oy birliğiyle alınan toplantı kararları olağanüstü bir çabuklukla hayata geçiriliyordu. Aynı uzmanlık dalındaki bilim insanlarından oluşan bir meclis filanca bilim kurumunun kurulması gerektiğine karar veriyordu; iş istatistikçilerinin toplantısında falanca işletmenin kurulmasına karar veriliyordu; kent sakinleri toplantısı kenti filanca binayla güzelleştirmek gerektiğine karar veriyordu. Hemen merkez büro tarafından yayınlanan gerekli yeni işgücü rakamları ortaya çıkıyor, yüzlerce, binlerce yeni işçi hava yoluyla geliyor ve yapılması gereken her şey birkaç gün ya da birkaç hafta sonra yapılmış oluyor, yeni işçiler ise bilinmeyen yerlere kayboluyorlardı. Bütün bunlar benim üzerimde büyülü sözlerden ve mistik süslemelerden uzak, ama insanüstü gücüyle daha da gizemli olan garip, sakin ve soğuk bir büyü izlenimi bırakıyordu.”

Kızıl Yıldız’da, kadınlar tam eşit ve özgürdürler. İsimlerde kadın erkek ayrımı yoktur. Uniseks giyinirler. Herkes için 200 çeşit giysi üretilir. İsteyen kendisi için farklı giysiler üretilmesini sağlayabilir, kendi giysilerini kendi tasarlayabilir. Aile kalkmıştır, çocuklar doğrudan toplum tarafından ve her yaştan başka çocuklar arasında doğrudan toplumsallaşarak yetişir. Hiçbir çocuk anne babasından zorla alınmaz, isteyen her anne baba çocuğuyla istediği kadar kalabilir, kendi çocuğu kadar diğer çocukların eğitim ve yetiştirilmesine katkıda bulunabilir.

Daha yetenekli olanların belli bir manevi otoriteleri vardır, fakat hiçbir maddi ayrıcalıkları, konsey toplantılarını ikna etmeden, onay almadan ve denetlenmeden kullanabilecek yetkileri yoktur. Tam tersine topluma daha fazla sorumlulukları vardır. Ne geçmişe dönük ne güncel olarak kimsenin heykeli dikilmez, ismi alanlara binalara verilmez, hakkında övgü yazıları yazılmaz. Çünkü en ileri yetenekler ve buluşlar, doğrudan toplumsal, kolektif emek ve birikimin bireylerde cisimleşmesi olarak kabul edilir. Cinsel aşk, geride kalmış sahiplenme, özel mülkiyet ilişkisiyle karıştırılmasına izin verilmeyen, isteyenin istediği zaman ayrılıp sevdiği bir başkasıyla birlikte olabileceği, özgür birlikteliktir.

Bugünden geleceğe, gelecekten bugüne bakmak…

Bogdanov, romanın büyük bir bölümünde, geri kapitalist bir ülkeden sosyalist bir aydının gözünden gelişmiş bir sosyalist uygarlığı tasvir eder. Son bölümünde bu kez, gelişmiş bir sosyalist toplumdaki konsey toplantısı gözünden kapitalist dünyaya, kapitalist dünyadaki sosyalizmin olanaklarına bakar. Bugünden geleceğe bakmak ile geleceğin gelişkin sosyalist toplumundan bugüne bakmayı birleştirmesi, romanın gücünü artırır ve doruk noktasını oluşturur.

Kızıl Yıldız, her işçinin zorlanmadan okuyabileceği yalın bir dille yazılmış, fakat estetik bir değere de sahip olan, okuyan herkesin kendini zenginleşmiş ve ufkunu genişlemiş hissedeceği önemli bir kitap. Rusya’da devrim öncesi ve sonrası milyonlarca işçinin okuduğu ve esinlendiği, o günden bu yana dünya çapında da milyonlarca genç sosyalist ve öncü işçinin okumaya ve tartışmaya devam ettiği bu sosyalist bilim-kurgu, gerçek anlamını işçilerin okuması ve tartışmasıyla bulur. Özellikle sosyalizmin genel ve ezber slogan ve şematik yorumlarından ileriye gidilemediği, kapitalizm ve burjuva demokrasisinin aşan tutkulu bir yeni ve daha yüksek yaşam ve bunun için dövüşme ufkunun çok zayıfladığı günümüzde, bugünden geleceğe gelecekten bugüne bakmayı öğrenmek için iyi bir başlangıç olabilir.

Reklamlar