İnceleme

Farklı Bir Devrimci Kişilik: Sergey Neçayev

Savaş Çoban- bianet.org

“Devrimci adanmış bir insandır. kişisel çıkarları, işleri, duyguları, bağlılıkları, kişisel eşyaları, hatta kendi adı bile yoktur. Ondaki herşey, biricik tek bir çıkar, tek bir düşünce, tek bir tutku devrim tarafından özümlenmiştir.” Devrimcinin Anahtar Kitabı –  Neçayev

Sergey Neçayev, Moskova’nın ikiyüz mil kadar kuzey doğusunda kalan İvanovo’lu bir kölenin oğlu olarak doğdu. 9 yaşına geldiğinde bir fabrikada ayak işlerine bakıyordu. Kölelerin azad edilmesi sırasında 13 yaşındaydı ve bir okulda hademelik yapıyordu. Öğrencilerin eğitim aldığı bu kurumda çalışan Neçayev ancak 16 yaşında okuma yazmayı tam olarak öğrendi. Hemen diploma almak istediyse de resmi ders almadan diploma almak zordu. Ancak 19 yaşında ilkokullarda din dersi vermesini sağlayacak sınavı geçmiş ve St. Petersburg’daki papaz okuluna atanmıştı.

Neçayev öğretmenliğinin yanı sıra üniversitede konferanslara katılıyor ve çeşitli toplantılarda göze çarpıyordu. En büyük tutkusu yüksek öğrenim kurumlarında yetişmiş bütün muhalif grup ve kişileri birleştirmekti. Onları büyük bir örgütün çatısı altında toplamayı arzuluyordu. Bütün yapması gereken, yanına çekeceği doğru insanları bulmak ve onları kendisine uymaktan başka alternatiflerinin olmayacağına inandırmaktı. Onları yıkıcı eylemlere sokacak, yeni üyeler kazanacaktı. Amaç devrimin ilerlemekte olduğu ve insanların buna katılması gerektiği fikrini oluşturmaktı.

Neçayev’in esinlendiği birçok yazar ve devrimci eylemci vardı. Çemişevski’nin 1864’le çıkan ‘Ne Yapmalı?’ (Lenin’in aynı adlı eseri ile karışmasın diye ülkemizde ‘Nasıl Yapmalı?’ adıyla basılmıştır/basılmaktadır.) romanındaki Rahmetov karakteriydi. Rahmetov yeni tür devrimcinin, soğukkanlı, katıksız biçimde çileci bir yaşam süren, kendi devrimci rolüne hazırlanırken yoğun fiziksel yoksunluk içinde yaşayan bir insanın edebi prototipiy­di. Rahmetov’un kişiliği genç devrimcileri uzun yıllar etkileyecekti. (1892’de Aleksandr Berkman, Henry Clay Frick’i öldürmeye gittiğinde ‘Rahmetov’ takma adını kullanmıştı). Rahmetov’u 1860’ların ortalarında İşutin çevresinin üyeleri kendilerine örnek olarak seçmişlerdir. İşutin çevresinin üyeleri (Kropotkin’in gelecekteki yoldaşı Varlaam Çerkezov ile 1866’da çarı öldürme girişimi Neçayev tarafından ‘kutsal davamızın başlangıcı’ diye selamlanan Dmitri Karakozov da bu çevredendi) her türlü kişisel zevkten vazgeçiyor, döşeme üstünde yatıyorlar, bütün paralarını davalarına adayarak ve bütün enerjilerini halkın özgürlüğüne hasrederek katı bir çileci yaşam sürüyorlardı.

Rus devrimciler toplumsal bir altüst oluşun kıvılcımını çakmak, var olan düzeni un ufak edecek bir Pugaçev isyanı çıkarmak amacıyla Çarlık ailesinin ortadan kaldırılması çağrısı yapıyorlardı. İşutin çevresi içinde bu görevi yerine getirmek üzere, gizlilik içinde çalışan ve isimsiz bir yeraltı yaşamı süren çileli terörist kadroların oluşturduğu ‘Cehennem’ adıyla küçük bir grup örgütlendi. Cehennem’in her üyesi, olağan toplum yaşamından kopuk, bütünüyle devrime adanmış bir insan gibi görüyordu kendisini. Dava uğruna kendilerini tamamen geri planda tutabilmek için dostlarından, ailelerinden, kişisel ya­şamlarından, hatta isimlerinden vazgeçmeliydiler. Işutin’in sözleriyle (bunları daha sonra Neçayev de yineleyecekti), “yal­nızca tek bir amaç için” alt sınıfların kurtuluşu uğruna yaşa­malıydılar.

Bu amaca ulaşmak için hırsızlık, şantaj, hatta cinayet dahil her araca izin veriliyordu. Sahtekârlık, aldatma, masum insanların suçlanması, denetimlerini ele geçirmek üzere rakip gizli derneklere sızma (katı devrimci disiplinle çalışan bu derneklerin hepsinde disiplinin çiğnenmesi ölüm cezasını ge­rektiriyordu) zaten meşruydu. Özel ya da resmi kuruluşlarda silahlı soygunlara sonradan “kamulaş­tırma” adı verilecekti yapmak için planlar hazırlandı. Ama ana hedef çarın ve adamlarının öldürülmesiydi. Eylem gerçekleştirilince, eylemi yapanın son hareketi, dişlerinin arasına sıkıştırdığı civalı patlayıcının pimini çekerek kendini yok etmek olmalıydı. Böylece polisin eylemcinin gerçek kimliğini öğrene­bilme olasılığı tümüyle ortadan kalkmış oluyordu. Orsini’nin III. Napoleon’u öldürme girişiminden esinlenen Işutin, Cehennem’in, her taraftaki monarkları ortadan kaldırmayı amaçla­yan, Avrupa çapındaki bir devrimci örgütün Rus seksiyonu ol­duğu fikrini yaymış, böylece Neçayev’in, bir güzel sanat haline getireceği gizemlileştirme tekniğinin öncülüğünü yapmıştı.

Rus Jakobenizminin zincirindeki bir başka önemli halka, Peter Tkaçev’di. Tkaçev’in id­diasına göre, başarılı bir devrim yalnızca “çoğunluk üzerinde entelektüel ve ahlâki gücü elinde tutması gereken”, sıkı sıkı kaynaşmış seçkinlerce yerine getirilebilecek; bunu gerçekleş­tirecek örgütlenme de “merkezileşmeyi, sıkı disiplini, hızlı, ke­sin ve koordineli eylemleri” başa alacaktı. Neçayev de 1869’da, İşutin çevresindeki gibi, “Devrim­ci amaç her türlü aracı haklı çıkarır” ilkesine göre çalışacak bir ‘devrimci prototipler’ örgütünü öngören Devrimcinin Anahtar Kitabı’nın hazırlanma­sında Tkaçev’le işbirliği yapmıştı. “Örgüte katılanlar” diye ya­zıyorlardı, “mülk, iş, aile bağı, her şeyden vazgeçmelidirler, çünkü aileler ve işler üyeleri eylemlerden uzaklaştırabilir.” Yi­ne Işutin gibi, merkezi Batı’da olan bir Avrupa devrimci örgüt­leri birliği kurmayı tasarlıyorlardı. Neçayev 1869’da Michael Bakunin’le ilk kez karşılaştığı İsviçre’ye gittiğinde belki de ak­lında bu tasarı vardı.

Neçayev’in evinde gizli toplantılar yapıldığını ihbar alan polis onu sorguya aldı. Tutuklanıp tutuklanmadığı bilinmiyordu ama ortalıkta Peter-Paul kalesine hapsedildiği yolunda dedikodular dolaşıyordu. Ancak bu söylentilerin Neçayev’in yurtdışı seyahatine politik bir kimlik kazandırmak için yayıldığı düşünülmektedir.

Sürgünde bulunan üç eski devrimci vardı; Alexander Herzen, Nicolas Ogarev ve Michael Bakunin. Neçayev, Herzen’den bir şey beklemiyordu onun gözü diğer ikisinin üzerindeydi. Ancak sürgünlerdeki devrimciler içerisinde en radikal gençler arasında bile prestijini yitirmeyen tek isim Bakunin’di. Neçayev ünlü anarşisti ziyaret ettiğinde Bakunin, uluslar arası devrimci bir ittifak tasarısı üzerine çalışıyordu. Bu topluluğun Marksist Enternasyonalin işçileri tarafından desteklenmesi gerekiyordu. Marx tarafından engellenen Bakunin taraftarlarının merkez heyeti dağılmış ve örgütlenmenin bölümleri enternasyonalin bölgesel örgütlerine dönüşmüştü. Bu sıkıntılı durumda Neçayev’le tanışan bakunin heyecanlanmış ve önünde yeni ufuklar açılmıştı. Bütün hayatını devrime adayan Bakunin ve genç devrimci Neçayev ile birlikte ateşli bildiriler yazıp Rusya’ya gönderiyorlardı. Neçayev Rusya’ya döndükten sonra bildirilerle kendisi ilgilendi. Devrimci bağlantılarını kanıtlayan çok sayıda  adres Bakunin’i etkilemişti. Bakunin, Neçayev’de ileride ‘Rus İttifakı’nı kuracak doğru adamı gördüğünden, ona 12 mayıs 1869 tarihli Uluslar arası Devrimci Dünya Birliği Rus Bölümü delegesi olduğunu kanıtlayan bir belge verdi. Bakunin verdiği belgenin üzerine bu birliğin büyüklüğü ve önemini göstermek için ‘2771’ yazmıştı.

Neçayev ise daha fazla şey arzuluyordu. Devrimci hareket para gerektiriyordu. Bakunin aşırı fakirdi. Ama yazar Herzen’e emanet edilen ve Rusya’da devrimci amaçlar için kullanılması istenilen bir fon vardı. Herzen fonun sorumluluğunu tek başına almamak için kendisi ve Ogarev adına bankaya yatırmıştı. Bakunin paranın Rus Devrim Örgütü’ne verilmesi ile fonun istenilen amaç için kullanılmış olacağını düşünüyordu. Neçayev’le tanışmış olan Herzen ona güvenmemişti. Bildirilerinin saçma olduğunu ve bunların sadece zarar getireceğini düşünüyordu ve para vermeyi reddediyordu. Ogarev ise Bakunin’in etkisi altındaydı.

Bu arada Rusya’dan gelen yeni sürgünler Neçayev’in yalancı olduğunu, Peter-Paul kalesine hapsedilmediğini ve ülkede dikkate alınacak bir örgütün olmadığını söylediler. Bakunin, Neçayev ve onu suçlayanları yüzleştirdi. Neçayev tutuklanmasının ve firarının uydurma olduğunu kabul etmek zorunda kaldı. Ama gizli örgütlerin varlığı konusunda ısrar ediyordu.

Hapsedilmesi ve firarıyla ilgili olarak Neçayev, bütün bunları genç insanların gözünde devrimci bir üne kavuşmak ve onları cesurca eylemlere sevkedebilmek için uydurduğunu söylüyordu. Böylesine kişinin kendini ortaya atabileceği bir hile, Bakunin’in inkar edemeyeceği, meşru bir devrim silahıydı. Kendisi de Neçayev için ‘Devrimci İttifak’ adlı, 2771 üye sayılı bir belge yazmıştı. Oysa gerçekte ittifak varolmamış ve resmen dağıtılmıştı.

Neçayev, Bakunin’in güvenini yeniden kazanmalıydı çünkü Hertsen, istemese de Ogarev’e fonun yarısını vermişti. Bakunin ise Ogarev’in Neçayev’e Rus Devrim Örgütü delegesi olarak parayı vermesini engelleyecek bir girişimde bulunmamıştı. Neçayev büyük bir başarı kazanmıştı. 5 ay önce geldiğinde kimsenin tanımadığı biriyken şimdi ise üzerinde kendisinin, Bakunin’in ve Ogarev’in isimleri olan en az yedi bildiri Rusya’da dağıtılıyordu. Neçayev artık Rusya’ya dönebilirdi.

Rusya’da ise siyasi polis yeni devrimci bildirilerin farkındaydı. Neçayev’in bazı mektupları ele geçirilmiş, gönderenler tespit edilmiş ve çok sayıda adres sahibi tutuklanmıştı. Kasım 1869’da kitapçı ve dükkan sahibinin adresleri arandı. Sonuç sürpriz niteliğindeydi. Önceden bilinen bildirilerin yanı sıra yenileri de bulunmuş, bir de etrafında “19 Şubat Halkın İntikamı Örgütü, 1870” yazan balta figürü yapıştırılmış not defterinin de olduğu bir dizi not defteri bulunmuştu. Not defterlerinden bir diğeri, “Uluslararası Devrimci Dünya Birliği Rus Bölümü” başlığı taşıyordu. Broşürlerden biri örgütün genel kurallarını anlatırken, diğeri alt bölümler ağının nasıl kurulacağını gösteriyordu. Polis ayrıca “Halkın İntikamı 1869, No:1” başlıklı bir bildiri bulmuştu ve bildiride şunlar yazılıydı:

“Gecikmeden, çarlığın önemli şahsiyetlerini, parıldayan üniformaları insanların kanıyla kirlenmiş bu canavarları imha etmeye başlamalıyız. Genel isyandan önce bu soyguncular sürüsünü yoketmeliyiz.”

Bu yazıyı, ilk etapta öldürülmesi hedeflenen görevlilerin listesi takip ediyordu: İçişleri Bakanı, üst düzey memurlar, Siyasi Polis Amiri ve Siyasi polis generalleri ilk kurbanlar olarak gösteriliyordu.

Rusya’da kendilerini “Halkın İntikamı” diye adlandıran, bütün örgütlenmesi tamamlanmış geniş bir illegal devrimci örgütün varlığı açığa kavuşmuştu ve işin garip tarafı polisin bundan en ufak bir haberi dahi olmamıştı.

Polis zaman kaybetmeden çalışmalara başladı. Fakat tüm sorgulananlar önemsiz kişilerdi. İçlerinde “Uluslararası Devrimci Dünya Birliği Rus Bölümü”nün yerini, amaçlarının ne olduğunu bilen yoktu. Hepsi eylemlerin başlayacağını, her şeyi bilen ve heryerde bağlantıları olan ve sorgusuz sualsiz itaat isteyen güçlü bir devrimci örgütün varolduğunu söylüyordu. Örgütün nerede kurulduğu, emirleri kimlerin verdiği kimse tarafından bilinmiyordu. Herkes örgüte itaat etmek zorundaydı, itaatsizlik ölümle cezalandırılabilirdi.

Sonunda polisin karşısına sürpriz de olsa olsa bir isim çıkmıştı; Sergey Neçayev. 

Devrimcinin Anahtarı

Ağustos 1869 sonunda Neçayev, Devrimcinin Anahtar Kitabı ile ve Bakunin’le Ogarev’in kutsamalarıyla silahlanmış olarak Rusya’ya döndü. Moskova’ya varınca Devrimcinin Anahtar Kitabı’nda öngörülen doğrultuda “Halkın Adaleti”ni örgütlemeye koyuldu Işutin’in Cehennem’i, 1860’lardaki Toprak ve Özgürlük örgü­tü ve Batı Avrupa’nın gizli derneklerinden olduğu gibi “devrim­ci beşler” biçiminde oluşturulan çalışma ekipleriyle gizli, disip­linli bir birlik olan bu örgütte her üye, emirleri merkez komi­tesinden alan bir öndere itaat etmek zorundaydı. Örgütün başlıca amacı serflerin kurtuluşunun dokuzuncu yıldönümü olan 19 Şubat 1870’de bir halk ayaklanmasının yolunu hazır­lamaktı. Mühründe kullandığı amblem ise ’19 Şubat 1870, Halkın Adaleti Komitesi’ sözlerinin yazılı bulunduğu bir baltay­dı. Örgüte kişi olarak Neçayev egemendi; bütün kaynakların birleştikleri gibi, Neçayev var olmayan bir merkez komitesi adına emirler yağdırıp durduğu yoldaşlarından kayıtsız şartsız itaat istiyordu. Üyeleri birbirleri hakkında casusluk yapmaya teşvik ediyor, davalarına para toplamak için zora ve şantaja başvurmayı özendiriyordu.

Böylesi yöntemler, Petrovsk Tarım Akademisi’nde oku­yan, ismi kesinlikle öyle olmasa bile İvan İvanoviç İvanov di­ye anılan örgütün en yetenekli üyelerinden birine anlaşılan ta­mamen tiksindirici gelmişti. İvanov, Akademi’deki çevrenin saygın ve zeki bir üyesi olarak görülen, öğrenci kooperatifle­rinde aktif çalışan, zamanını köylü çocuklarına bir şeyler öğ­reterek geçiren, devrimci yoldaşları üzerinde büyük etkiye sa­hipti. Bir noktada Neçayev’in emirlerine uymayı kesin olarak reddetmiş, Neçayev’in onun adına konuştuğunu iddia ettiği merkez komitesinin varlığını sorgulamıştı. Daha demokratik çizgide, yeni bir devrimci grup oluşturma girişiminde bulun­muş olabilirdi ki Neçayev özellikle bunu hoş göremezdi. Nasıl olduysa oldu, Neçayev, izleyicilerinden bir bölümünü İvanov’un onları ihbar etmeyi planladığına, Devrimcinin Anahtar Kitabı’nın 16. maddesine uygun olarak (“Devrimci örgüte özellikle zarar ve­ren kişiler yok edilmelidir”) ortadan kaldırılması gerektiğine inandırdı.

19

21 Kasım 1869 gününün gecesi İvanov, gizli bir matbaayı ortaya çıkardığı gerekçesiyle Tarım Akademisi’nin parkındaki bir yeraltı mağarasına çağrıldı. Orada Neçayev’Ie dört arkadaşının saldırısına uğrayıp dövüldü. Neçayev İvanov’u boğ­maya çalıştıysa da İvanov onun elini derinden ısırmayı başardı, bunun üzerine Neçayev tabancasını çekip İvanov’u başından vurdu. Cesedi taşlara bağlayıp yakındaki bir havuzun bir buz deliğinden içeri attılar. Bu şekilde Neçayev potansiyel bir düşmanını ortadan kaldırırken, suça ortaklık eden yoldaşlarının kendi otoritesine boyun eğmelerini sağlamış oluyordu, Neçayev’in yoldaşlarını suça bulaştırarak baş eğdirme yönteminin uç bir örneğiydi bu. Ancak kurbanları otokrasinin bir ajanı olmayıp, önderle ters düşmüş kendi üyelerinden biriydi.

İvanov cinayeti sansasyona yol açtı. Dostoyevski Ecinniler adlı romanının planında bu olaydan yararlandı; Neçayev’i Verkhovenski, İvanov’u Şatov temsil ediyordu. Cinayetten dört gün sonra İvanov’un cesedinin bulunması sonucu üç yüz kadar devrimci tutuklandı ve 1871 yazında seksen dört kişilik Neçayevciler davası başladı. Bu arada Neçayev paçayı kurtararak Moskova’dan St. Petersburg’a geçmiş, orada sahte bir pasaport elde edip Aralık 1869’da sınırı geçmeyi başarmış, suçu geride bıraktığı yoldaşlarının üstüne yıkmıştı.

12 Ocak 1870’de o zamanlar Locarno’da yaşayan Bakunin, Ogarev’den Neçayev’in Cenevre’ye geldiğini bildiren bir mektup aldı. Bakunin sevinçten öyle bir havalara zıplamıştı ki ihtiyar başını nerdeyse tavana çarpıyordu.’16 Çok geçmeden Neçayev Locarno’ya geldi ve iki adam işbirliklerini kaldığı yerden sürdürüp Rus soylularına hitap eden iki bildirge çıkardılar. İl­kini büyük olasılıkla Bakunin; ikincisini Neçayev kaleme al­mıştı. Neçayev ayrıca Halkın Adaleti’nin ikinci sayısını (Kış 1870 tarihli); Nisan ve Mayıs 1870’de Çan’da altı sayı çıkardı.

Herzen Ocak 1870’de ölünce, Bakunin, Ogarev’i fonun kalan kısmını Herzen’in ailesinden istemeye zorladı. Herzen’in oğlu parayı ver­di ve Ogarev aracılığıyla paranın hemen hepsi, var olmayan merkez komitesi adına parayı kabul edip bir makbuz imzala­mayı bile reddeden, Neçayev’e geçti.

Aynı günlerde Bakunin’in de mali sorunları vardı. Polyakov adlı bir Rus yayıncıdan Marx’ın Kapital’ini çevirmek üzere bir iş almış, 300 ruble avans koparmıştı. Ama çeviride hiçbir ilerleme sağlayamadı. 17 Şubat 1870’de Neçayev, Bakunin’le Polyakov’un aracılığını yapan Liyubavin adlı bir Rus öğrenciye tehdit mektubu yazarak, Bakunin’in rahat bırakılmasını, ona yönelik bütün iddialardan vazgeçilmesini istedi. Bir balta, bir kama ve tabancayla süslenmiş Halkın Adaleti Merkez Komite­si damgalı bir kâğıda yazılan mektuptan, daha sonraları, Marx, Bakunin’i gözden düşürmek ve Enternasyonal’den kovdur­mak amacıyla yararlanacaktı. Bununla birlikte, kısa sürede Ba­kunin’le Neçayev’in ilişkileri bozulmaya başladı. Lehning ve Confino’nun sergiledikleri gibi, sürtüşme psikolojik, mali, ah­lâki ve ideolojik etkenlerin karıştığı karmaşık bir olaydı. İsviç­re’ye ikinci gelişinde Neçayev’in Bakunin’e yaklaşımı bir yıl önceki gibi değildi. Ralli’ye bakılırsa, akıl hocasına saygı bes­lemiyordu artık. Tam tersine, ciddi bir devrimci örgüte sahip tek kişi olarak kendisinin görülmesini istiyordu.

1870 yazında aralarının açılmasından sonra, Bakunin’le Neçayev birbirlerini hiç görmediler. Pieçayev Obshchina (Ko­mün) adlı yeni bir dergi çıkardığı Londra’ya gitti ve Bakunin’le Ogarev’den fonun kalan kısmını istedi. Komün arifesinde Paris’i ziyaret edip Londra’ya döndü, sonra yine İs­viçre’ye gitti, orada babasının eski tabela boyayıcılığı işini yü­rüttüğü istikrarsız bir yaşam sürdü ve bir süre Mazzini’nin İtal­yan izleyicilerinin koruması altında yaşadı. Ama Çarlık hükü­meti, takip edilmesi için 19. yüzyılın öbür devrimcilerine oran­la daha fazla para ve çaba harcayarak onu ele geçirmekte ka­rarlıydı. Bakunin peşinde oldukları konusunda Neçayev’i uyardıysa da Neçayev aldırmadı, eski akıl hocasının ‘kendisini Zürih’ten uzaklaştırmaya çalıştığı’na inanıyordu. Nihayet 14 Ağustos 1872’de, Çar’ın ajanlığını yapan eski Polonyalı dev­rimcilerden Adolph Stempkovski Neçayev’i İsviçre polisine ihbar etti. Çok geçmeden, sürgün arkadaşlarının (Bakunin de onlar arasındaydı) Neçayev’in aslında bir politik mülteci oldu­ğu şeklindeki protestolarına karşın, cinayet işlemiş adi bir suçlu kabul edilerek Rusya’ya iade edildi.

Bakunin 2 Kasım 1872’de Ogarev’e yazdığı bir mektup­ta Neçayev’e beslediği sempatiyi dile getirmişti: “Ona çok acı­yorum. Kimse bana onun kadar ve bile bile zarar vermedi ama yine de acıyorum ona. Enerjiye sahip ender insanlardan biriy­di; bir araya geldiğimizde, bizim yoksul, ezilen halkımıza kar­şı çok hararetli, safça pırıltılar görürdüm onda; tarihsel ve bu­günkü ulusal sefaletimiz gerçek ıstıraplar duymasına yol açar­dı. O günlerde dışa dönük davranışları oldukça çirkindi, ama içi lekelenmemişti. Makyavelciliği ve Cizvit yöntemlere sarılmasının, cehaletinin yanı sıra, otoriter eğilimler taşıması ve ölçü tanımayan inatçılığı onu eninde sonunda çamura bulaştırdı…Ama içimden gelen bir ses, ebediyen kaybolan ve kaybolduğunu kendisi de kesin olarak bilen Neçayev’in, yoldan çıkmış ve lekelenmiş olan ama kötülüğün içine tamamen işlemediği varlığının derinliklerinden, ilkel enerjisi ve cesaretinden; alıp yeniden doğrulacağım söylüyor bana. Bir kahraman gibi ölecek ve bu kez hiçbir şeye, hiç kimseye ihanet etmeyecek. Bu benim inancım. Haklı olup olmadığımı, göreceğiz.” Neçayev, Bakunin’i haksız çıkarmayacaktı.

Neçayev’in öyküsünün geri kalan kısmı ise mahkemelerde ve zindanlarda geçer. Ocak 1873’te Moskova’da yargılanırken azimle karşı koymuştu kendini yargılayanlara. “Sizin zorba hükümetinize köle olmayı reddediyorum” diyordu. “İmparatoru ve bu ülkenin yasalarını tanımıyorum.” Soruları yanıtlamayacaktı, sonunda sanık yerinden sü­slenerek çıkarılırken “Kahrolsun despotizm!” diye haykırıyordu. Yirmi yıl ağır çalışma cezasına çarptırıldıktan sonra kendisini ‘halkın oğlu’ olarak ilan etti, ‘onları giyotine gönderen Fransa’daki gibi soyluları ipe çeken’ Razin ve Pugaçev’le benzerlikler kurdu. Duruşmasını izleyen ‘infaz’ töreninde de haykırıyordu: “Kahrolsun Çar! Yaşasın özgürlük! Yaşasın Rus halkı.” Neçayev mahkeme sürecinde bir devrimciye yakışır şekilde davranarak asla zayıflık göstermedi.

Neçayev’in yaşamının sonraki on yılı, 1869’da firar ettiğini uydurduğu hapishane olan Peter-Paul kalesinde bir hücrede geçti. Demir parmaklıklar arkasındaki davranışı, devrim tarihinin büyük olaylarından biriydi. Gizli polisten General Patapov onu hücresinde ziyaret edip ajanlık önerdiğinde, yüzüne vurdu ve kanattı. Sonraki iki yıl, derisi çürümeye yüz tutana kadar ellerinden ve ayaklarından zincirli kaldı. Yine de Neçayev’in ruhsal durumu bozulmamıştı. Aslında hapishanede bile karizmatik gücünü kullanabiliyor, ona bizim “kartal” diyen muhafızlarını örgütleyebiliyordu. Onlara Halkın İradesi grubunun illegal dergisini okuttu, hatta nasıl şifreli mektup yazılacağını öğretti. Onların yardımıyla diğer mahkûm arkadaşları ve dışarıyla iletişim kurabilmişti. Halkın İradesi örgütü enerjilerini çara karşı yoğunlaştırmak istediklerinden Neçayev’i kaçırma planlarını bir kenara bırakmışlardı. Suikastten sonra Halkın İradesi korkunç bir baskıya uğradı ve Neçayev’in muhafızlarıyla ilişkisi bir mah­kûm arkadaşının ele vermesi sonucu açığa çıktı. Altmıştan fazla hapishane personeli tutuklanıp yargılanırken, Neçayev de sağ­lık durumunu kısa sürede bozan zalimce uygulamala­ra maruz kaldı. 21 Kasım 1882’de, otuz beş yaşında, Bakunin’in öngörüsü uyarınca “bir kahraman gibi” verem ve iskorbütten hayata gözlerini yumdu. (SÇ/YY)

Kaynakça

Avrich, Paul (2003), Anarşist Portreler, Çev: Osman Akınhay, Doruk Yayınları, İstanbul

Marshall, Peter(2003), Anarşizmin Tarihi, Çev: Yavuz Alogan, İmge Kitabevi, İstanbul

Prowdin, Michael(2003), Olanaksızı İsteyen Adam Sergey Neçayev, Epigon Yayınları, İstanbul

* Dr. Savaş Çoban / İletişimci / Bağımsız Araştırmacı

Reklamlar