Kitap İnceleme

Oblomov – İvan Aleksandroviç Gonçarov

Benal İnceer  -Kaynak  dipnotkitap.com

İvan Aleksandroviç Gonçarov Oblomov’un ilk bölümünü 1849 da yayınlamış ve kitap yayınlanmadan çok önce başlamış tartışmalar. On yıl beklenmiş eserin tamamı için.
Batıda 19yy. ortasında Sanayi Devrimi tamamlanmış ancak büyük işçi kitleleri kârdan pay almak yerine uzun iş saatleri ile yoksulluk sınırının altında çalışırken, Belçika’da görülen Patatez Hastalığı bu insanları büsbütün açlığa mahkûm etmiş. .

Almanya, İtalya, Fransa, Avusturya, Polonya, Romanya ve Macaristan’da 1848 de hak arama, eşitlik devrimleri olurken Osmanlı İmparatorluğu, Rusya, Birleşik Krallık ve Hollanda’da bu devrimler görülmemekte idi. Ancak Marks ve Engels Komünist Manifesto ’yu 1848 de yayınladılar. Kitap böyle bir ortamda yazılmış. .

Gonçarov bu romanında ne demek istemiştir? .

Birinci bölümde Oblomov divanda yatar, düş görür; ikinci bölümde Ştoltz ’un zoru ile İlyinski ’lere gider, Olga’ya aşık olur ve Olga onu öperek aşkına karşılık verir. Üçüncü bölümde Olga Oblomov konusunda yanıldığını anlar ve onu terk eder; dördüncü bölümde Olga, Oblomov’un arkadaşı Andrey İvaniç (Ştoltz) ile evlenir. Bu arada Oblomov’da kiraladığı evin sahibi Agafya Matveyevna ile evlenir, bir oğlu olur (Andrey-Andryuşa), felç geçirir bir yıl aralı ikinci felçten sonra ölür. Andryuşa, yetiştirilmesi için Ştoltz’a ve Olga’ya verilir. Bu kadar bir öykü, dört bölüm ve 595 sayfadır. Uzatılmış bir roman mıdır? Evet hem de fazlası ile uzundur hele de birinci bölüm… Peki ama neden? .

Gonçarov’un yazım tekniğinde neler dikkatimizi çeker?

 Roman kahramanı hemen hemen hiç hareket etmiyor ama biz yine de olağanüstü bir zenginlik buluyoruz romanda. Her şey süssüz, (Rus yazarlarda görülen tabiat tasvirleri ile kahramanın ruh durumu ilişkisi gibi süsler yok denecek kadar az) gayet nesnel anlatılıyor ama şiirselliği duyumsamamak elde değil. Bir ritmi, bir müziği var romanın. .

Yine de sanki bir sonuca varmamızı istemez yazar, bize fazla bir şey sunmaz. .“Onun yapıtında betimlediği yaşam, soyut felsefe yapmak için bir araç değil, doğrudan doğruya amaçtır.”.

Gonçarov BİZİ düşündürür, BİZE gördürür. O sadece süssüz ama şiirsel bir sesle canlı biçimde betimler yalnızca, hele didaktik, hiç değildir. .

Kanımca, günümüzde hala Gonçarov ’u okuyorsak bu, dünyaya bakışının “sakin” ve “tam” oluşundandır. Böyle bir tavır da doğal olarak, “sanatçının ele aldığı nesneye ya da konuya son derece soğukkanlı ve nesnel bakması, en küçük ayrıntının bile verilişinde son derece açık olması ve öykünün bütün bölümlerine aynı dikkati göstermesi sonucunu doğurur.” .

Zamanı da yavaşlatır… Bir asilzadenin zamanını yaşamaya başlarken, yavaşça kendimizi Oblomovka ’da yetişmiş Oblomov olarak buluveririz… .

Yazar; Oblomov denilen temiz yürekli orta ölçekli (350 marabası, 2 köyü, 7-10 bin ruble geliri olan) bir asilzadenin divanında İran işi sabahlığı ve yumuşak terlikleri ile yatıp durduğu, ne hırsızlığın, ne dostluğun ne de aşkın bu tembelde bir silkiniş sağlayabildiği gibi bir öykü ile, Rus yaşamını ve Rus insanını ayrıntıları ile betimleyebilmiş, yazın ve politika ortamına yeni bir kavram ekleyebilmiştir. Bu kavram OBLOMOVLUK tur. .

Romanın baş kişisi Oblomov’ un karakteristik özellikleri
nelerdir?

Yaşama karşı ilgisizlik, atalet, vurdumduymazlık, çekingenliğe ürkekliğe varan bir yumuşak başlılık, sakinlik, pasif-agresif bir tutum, sırtını başkalarına dayama. .

Oblomov’un “yaşam normu hazırdı ve onlara büyükleri tarafından verilmişti, onlar da onu dedelerinden hazır almışlardı, dede de kendi dedesinden, onu tıpkı Hint Veda’larının ateşi gibi eksiksiz ve el değmemiş bir halde korumak üzere almıştı” .

“….Neden kaygılansınlar ve neden heyecanlansınlar, neyi bilsinler, hangi amaçların peşinden gitsinler? .

Hiçbir şeye gerek yok: Yaşam dingin bir nehir gibi yanlarından akıp gidiyordu, onlara tek kalan bu nehrin kıyısına oturmak ve hiç ses etmeden, teker teker her birinin önünden geçen o kaçınılmaz olayları izlemekti.” .

Oblomov ’un nesnel konumunu onun toprak sahibi bir efendi oluşu belirler. Ailesinde ise gözlük bir buçuk saat sonra getiriliyor, mektup ise açılmadan daha uygun bir zamana kadar kilit altına alınıyor (sf: 155) mektuba yanıt verme ise aylar sonrasına erteleniyordu (sf: 156.) .

“Oblomovların bu yetiştirme sistemi Ştoltz’un sistemi ile kesin bir karşıtlık içinde idi “ (sf161) .

“Zahar, tıpkı dadısı gibi….. Koşun, getirin” Sf:162 X Bölüme kadar. .

Onun için gerekli her şeyi yapmaya hazır insanlar vardır çevresinde. Böyle bir ortamda yetişmiş çocuk, çalışarak kendini zorlama yolunu seçmeyecektir onun yerine kollarını azametle kavuşturup oturacaktır. Böylesi bir çevrenin olumsuz etkileri açıktır. Dışa vuramadığı için çocuğun içine yönelen güçleri ister istemez ”canlılığını yitirir, solar, söner”. Çocuk kendi güçlerini ara sıra sınamaya kalksa da bu işi, hem beceriksizce (kartopu örneği) hem de ilerde bin bir kaprisle ve sayısız isteklerinin yerine getirilmesini bekleyerek yapacaktır. “Sürekli olarak anlamsız birtakım isteklerde bulunmaya alışan çocuk, kısa süre sonra isteklerinin yerine getirilebilir olup olmadığını anlama konusunda her türlü ölçütü yitirecek, amaç-araç bağlantısını algılayamaz olacak, böylece de kendi gücünü kullanmaktan kaçınacağı için, karşılaşacağı ilk engelin önünde açmaza düşecektir.” Uyuşuk ve kişiliksiz, özgünlüğü olan herhangi bir ciddi eyleme girişmekten nefret eder durumdadır. Köylülerin kafaları cin, peri hikâyeleri ile meşgul olup ruhları kendinden başka olana duyulan korku ile doludur. Çocuk ta bu etkilere açıktır. (Oblomovka’ da ölmekte olan kişiye bile yardım etmezler). Kafasının içi karışıktır. Büyüdüğünde bir işe girişme kararlılığı gösterdiği durumda bile nereden başlayacağını ve başarıya ulaşmak için neyi nasıl yapacağını bilemez. .

Normal gelişmede, hemen her zaman çocukluk yıllarından başlayarak, kendini sınama ortaya çıktığı için, kişiler kendilerinin ulaşabilecekleri şeyleri hayal eder, onlara özenir ve isterler. Genelde yapabileceklerini istedikleri için de yaşamın içinde bütün isteklerine yavaş da olsa kavuşurlar. .

“Ancak Oblomovluk ’ta istekler biçimseldir ve istek olarak kalır—“şöyle bir şey olsa, ne güzel olurdu” der, ama o şey nasıl öyle olacaktır, bilmez. Bu yüzden de hayal kurmayı sever ve hayallerinin gerçekliğe dokunacak gibi olması bile onu müthiş ürkütür. Hayallerinin gerçeklikle yüz yüze geldiği bu ürkütücü anda işi hemen bir başkasının üzerine yıkar, eğer böyle birini bulamazsa, “rastgele” deyip işi oluruna bırakır…”.

Oblomov’daki kişilik özellikleri hem genetiği, hem de yetiştirilmesinin sonucudur. .

EFENDİ X KÖLE KARŞITLIĞI

Zahar; hem başkalarına yüksekten bakıyor tüm uşaklar gibi, hem de emrinde çalışanlara (Anisya-sonradan eşi ) sert davranıyor. Efendisine yaltaklanıyor ama onu kötülüyor da. Zahar karakteri tam bir pasif-agresif karakter. .

İlya İlyiç yumuşak karakterli ama çizmesini giydirirken yanlış bir hareketinde Zahar’ın burnuna tekmeyi basıyor. Yetişkin olduktan sonra bunu özelliğini başkalarına karşı göstermemesinin nedeni, o kişilerden karşı koyma davranışı görebileceğini öngörmesidir. Eğer köleleri daha çok olsa idi bu agresif tutumu hak olarak o dönemin Rusya’sında geçerli olabilecekti. .

Oblomov kendisine pişirilip sunulan ekmeği yer, ekmeğini kazanmak için koşup, didinen “başkalarına” benzemez. O bir efendi dir. .

Ama bu efendinin her şeyi başkalarının istencine bağlı olduğu için bir köledir, ona hizmet edenlerin kölesi. Uşağı Zahar’ın kölesidir, sözünü geçiremez çoğu kez Zahar’a. Zahar bir şeyler yapabildiği için ona boyun eğmek zorunda kalır efendi. .

Her dolandırıcının kölesidir. Tarantyev ve İvan Matyeviç den akılca, paraca ve ahlâken daha üstün olan Oblomov yine de onların kölesidir ve dolandırıcılar ona her istediklerini yapabilirler. Çalışmak istemediği, elinden hiçbir iş gelmediği sürece Oblomov köle olarak kalmak durumundadır. (Sf 431-433.) .

Oblomov hayatın kendisi için olan anlamını anlayamıyor, hayattan kendisi için bir anlam çıkaramıyordu. Oblomovka’da kimse de niçin yaşıyoruz, hayatın anlamı nedir gibi soruları sormazdı. Mutluluk hayali sadece bir zenginlik hayali olup, temelsizdi. Sorular ve sorunlardan uzakta hayali ve gerçekdışı idi. Oblomov yüksek öğrenim görmüş olmasına karşın, elde ettiği bilginin ne işe yarayacağını onunla ne yapacağını anlayamamış, anlamayınca da kitapları bir köşeye atmış, tozlanan kitaplarını büyük bir kayıtsızlıkla izlemiştir. Dobrolyubov burada –başkasının aklını kendine mal etme olarak tanımlıyor okuma sevdasını ve “iyi bir kitaptan söz edildiğini duydu mu, onu edinmek, okumak ister, sorar soruşturur, arar, eğer çabucak bulup getirirlerse hemen okumaya girişir; kitabın konusu üzerine hafiften bir fikir edinmek üzeredir, bir adım daha atsa konuyu tümüyle kavrayacaktır, ama bir de bakarsınız ki divanına uzanıvermiş, gözleri duyumsamazca tavana dikili…Kitapsa okunup bitirilmemiş,anlaşılmamış, öylece yanıbaşında duruyor….

Bir şeyden soğumak, bir şeye gönül verip kapılmaktan daima daha hızlı gelişen bir durumdur onda… Yarım bıraktığı kitaba da bir daha hiç dönmez…”.

Onuncu dereceden memuriyet yapmış hizmetinin ne işe yaradığını anlamadığı için emekli etmiştir kendisini, yapmaya başladığı her işten hemen bıkkınlık duyuşu sanırım bu anlamlandıramamada gizlidir. .

“Karıncalar gibi çalışıp duran” kahredici bir telaş içinde koşuşturup duran insanlara karşı tam bir nefret duyarak yatağında yan gelip yatmıştır. .

“Bütün ömür boyunca neden acı çekmeli” diye sorar Oblomov Ştoltz’a ve “Emeğin kendisi için başka bir şey için değil. Emek; bütün yaşamın imgesi, içeriği, şiiri ve amacı, en azından bana göre. İşte sen yaşamdan emeği kovdun: neye benziyor? … (sf:213-214) .

Oblomov hiçbir şeyi kendisi isteyerek yapmaz. Olga ya da Ştoltz un seçtiklerini okur, gittiği yerlere Ştoltz onu götürür. Bu işlerden sağladığı yarar kendisine hemen verilse o saat yapmakta olduğu işleri bırakıvereceğinden kimsenin kuşkusu yoktur. .

Bir fikirden diğerine hemen geçebilmede gösterdiği esneklikte de yaşamındaki şeylerin kendisine yabancı ve yüzeysel oluşu gelir. İçine kök salmış olan tek şey; tam bir dinginlik, hareketsizlik, hayata karşı mistik denebilecek bir kayıtsızlıktır. .

KADINLAR-OBLOMOV

Kadınlarla ilişkisi de benzer biçimdedir. Kur yapmaktan hoşlanır kadınların kalbini kazanmak ister, kazanır da. Efendi yanı bu egemenlikten hoşnuttur. Ama iş ciddileşmeye başladığında bir manevra ile kaçmaya yeltenir. Olga kabul etmeyecek diye ürkek bir evlenme teklifi yapar ama Olga zaten bunu çoktan yapması gerektiğini ima ettiğinde kaçmaya çalışarak, acaba Olga onun metresi olacak kadar onu sevip sevemeyeceğini sorar. Tıpkı hayattan ne arayacağını bilmediği gibi, sevgiyi de bilmez. .

Olga Oblomov’un yüreğini harekete geçirmek için sevecenlikle, sevgiyle, inatla uzun süre uğraşır. Onun iyi olamayacak kadar güçsüz olduğuna inanmak istemez. Onda kendi umutlarını görür ve bunun için her şeyi yapar. Hiç kimseye haber vermeden tek başına kalkıp onun evine gider, ve bu davranışı ile Oblomov gibi şerefine leke süreceğinden filan korkmaz. .

Olga ondan evlilikten önce çiftliğinin işlerini yoluna koymasını istemiştir. İlya İlyiç, kendini aşağılayan bir mektup yazarak Olga’nın mutluluğu için kendi sevgisinden vazgeçtiğini söyler. (Aslında kendini aşağılaması –yoo hiç de değil –denmesi içindir) Olga ise bu mektubu “bencilce” bulur. Mektup yazmak yerine çekip gider beni görmezdiniz bu doğru değil der. –“Bir gün beni değil de bir başkasını sevdiğini anladığında mutsuz olacaksın Olga” düşüncesini de; “-bu da doğru değil, bu bir varsayım ve eğer başkasını sevecek olursam, severken niye mutsuz olayım ki?” diye çürütür. .

Olga Oblomov’u terk eder. (Sf:445) Ne olduğunu bilmediği şeylere kavuşmaya çalışan Olga aradığını Ştoltz da bulur. Olga ‘nın gelişimi sürer ve Ştoltz ile mutlu iken başkaldırmış sorunlara karşı mücadele sıkıntısı ve ruhu sanki Ştoltz’da değil Olga da bulunmaktadır. Yazar, Rus ruhunu Oblomovluktan kurtaracak “sesi” Olga’ya bahşetmiş gibidir. Agafya Matveyevna: (Sf:464, 2.-3.prg).Kadın karakterler mükemmel çizilmiş. .

ŞTOLTZ X OBLOMOV

Oblomov: Rus Aristokrasisi – Yarı Alman Ştoltz: Avrupa Burjuvazisi. Yetiştirilmeleri farklı, zaman algıları farklı, yaşama bakışları farklı…. Hurafeler, korkular, anlamlandıramama, kafa karışıklığı, kaynaklarını tüketme, iyi kalplilik, koruyucu kollayıcı ve engelleyici aile .

Stolz: Bilimin aydınlığı, sistem, girişimcilik, zenginlik yaratma, serbest bırakan, çocuğun kendini ispatlamasına olanak sağlayan aile .

Oblomovluk kavramını da, bir doğulu olan yazar, eserindeki batılıya söyletiyor. Kendisinin de batı edebiyatı ve dilleri ile çok küçük yaşta tanıştığını düşündüğümüzde, kendisi de .

Doğunun batıdan farkı Oblomovluktur.
Ahmet Özan’ın Açık Mektuplardaki anlatımı ile; Oblomovluk bir asosyallik değil, antisosyallik, tembellik değil, bilinçli atalet, agorafobi değil, bir varoluş trajedisidir. İnsanlara, topluma ve dünyaya duyulan bir nefretin değil, tanrıya ve kadere sitemin ifadesidir. .

Her şeyi yarına bırakmak, ertelemek, eyleme geçmemek “sorumsuzluğun” ürünü değil, tersine sorumluluk duygusu ile irkilmenin yarattığı donukluğun sonucudur. Oblomov, uyuşukluk değil, belki fazla uyanıklığın; hayata yukarıdan bakmanın, bütün sonuçları görerek “son”ları karşılamak istememenin yıkılmışlığıdır. Yalnızlık, “sigara külü kadar yalnızlıktır” Oblomov. İçe dönmek, kendinden ibaret bir dünya kurarak yaşama havlu atmaktır. ”Gölge etmeyin başka ihsan istemem “ demektir. Ölümü, “yaşayan ölü” haline dönüşerek yenmek, hayat kıvılcımlarını yok ederek ölümün işlevini elinden almaktır

FELSEFİ ANLAMDA OBLOMOVLUK.

Gilles Deluze ve Fellix Guatari’nin, Göçebe Düşünce kavramı.

Geleneksel felsefenin özünde olan “Doğruluk”, “Aşkınlık” ve “Tanrısallık’a” karşı çıkmayı, ortak kabul görülenlerle ters düşmeyi, genel geçer kabulleri çiğnemeyi göze alan bir düşünce olanağı sunar bize. .

“Düşünce düşünmeye zorlayan ve düşünceye şiddet uygulayan bir şey olmadan bir hiçtir”.Düşünceden daha da önemli olan “düşünmeye iten” şeydir. Filozoftan daha önemli olan şairdir. Bu açıdan Gonçarov ’un romanı tam da böyledir. .

Düşünmek, yorumlamak, açıklamak, geliştirmek ve itiraz etmektir. .

Yaratma, düşüncenin kendisinden kendisini doğurmasıdır. Dikte edilene razı olmamak, “deniz dibini” merak etmekten vazgeçmemektir. Tasarlayabilen bir canlı türü olarak kendi varlığını idrak etmektir. Düşünmek eylemdir! Karşı saldırıdır! Entelektüel şiddettir! Kopmak, akmak, imha etmek ve yeniden yapmak için tıpkı bir gerilla gibi davranmayı, yaşamayı seçmek ve bunu becermeyi denemektir. .

Oblomov hiyerarşiler, sınıflamalar ve katmanlar üreten yerleşik anlam kalıplarına ve eylem biçimlerine karşı koyar. Durmaksızın farklı biçemlere bürünerek içerisi ve dışarısı ayırımını bulanıklaştırır. .

Bir eylem biçimi olarak DURMAK; zamanın ve yaşamın da durmasını beraberinde getiriyor. Burada dikkat edilmesi gereken şey, duruşa anlam ve biçim verenin Temel oluşudur. Duruş, temele göre biçimlenir. .
“Hareket etmeyen bir göçebelik”. Çekip gitmeyi, eylemi basitçe reddettiği için göçebedir Oblomov. Duruş belirlenendir. .

Oblomov; dolandırıcı bürokratları, seri üretim mantığı ile kitap yazan yazarları, sürekli sergi, tiyatro ve operalara koşuşturan sanat tüketicilerini ve yaşadığı aşklar yüzünden başını kaşıyacak vakti kalmayanları uzandığı kanepeden seyreder. .

Yazımı hazırlarken büyük ölçüde Dobrolyubov’un ”Oblomovluk Nedir” makalesinden ve ayrıca Varlık Dergisi Ocak 2014 sayısında yayınlanmış Ahmet Soysal, Aydın Çam ve Umur Bedir’in yazılarından yararlandım.

Gonçarov’un 20 mayıs 1859 tarihinde yazdığı iki ayrı mektuptan öğrendiğimize göre —“Dobrolyubov’un Sovremennik’te yayınlanan yazısının romanını derinlemesine kavrayışından, estetik çözümlemelerindeki incelikten, yaratıcılık sürecini şaşılacak derecede anlayışından ve Oblomovluğu olanca derinliği ile sergileyişinden” duyduğu memnuniyeti dile getirmektedir.

 

Reklamlar