Kitap

Rus Devriminde Menşevikler

Kaynak – Bülent Somay – metiskitap.com

“Atlar kaçtıktan sonra ahır kapısını kapatmak” diye bir İngiliz halk deyişi vardır. 1992 yılında Sovyet Devrimi tarihi hakkında incelemeler yapmak da biraz bu deyişin kapsamına giriyor. Atlar kaçtı; neyi korumaya çalışıyoruz öyleyse? Herhalde korunmaya çalışılan, son iki yüzyıla damgasını vuran, kuşaklar boyu dünyanın hemen bütün ülkelerindeki devrimci akım ve atılımlara yön veren bir düşüncenin, Marksizmin de atlarla birlikte kaçmamış olduğu umududur.

Bu umudu yaşatmak için yapılması gereken, Marksizmin ilk kez somut bir toplumsal sistem olarak cisimleştiği (ya da cisimleştiğinin sanıldığı) Sovyet Devrimini, bugün yazılmakta olan tarihin ışığında yeniden ele almaktır. Geçtiğimiz, geride bıraktığımızı sandığımız yolu şimdi bir kez de geriye doğru geçmek, başa, kaynağa dönmek zorundayız. Kestirme kabuller, tartışmasız inançlar, artık “şüpheci, inançsız küçük burjuva aydınların” itirazlarıyla değil, somut dünyada, bugünün tarihinde dayanaklarını yitiriyor, “tarih” oluyorlar. Şimdi tarihi yeniden gözden geçirme zamanıdır.

Eskiden (çok değil, üç-beş sene öncesine kadar) Sovyet Devrimi tarihi “resmi” tarihti. Nasıl ki Türkiye Cumhuriyeti tarihini Kemalistler, İngiltere tarihini Tudorlar, Amerika tarihini de “beyaz adam” yazdıysa, Sovyet Devrimi tarihini de Bolşevikler ve onların izleyicileri yazdı. Dünyanın geri kalan yerlerindeki sosyalistler Sovyet Devrimini, Sovyet vatandaşları kadar, belki onlardan da büyük bir hevesle bu resmi tarihten öğrendiler. Şimdi bu resmi tarih, gayri resmi tarih haline geliyor, bugüne kadar öğrenme, araştırma, merak etme zahmetine katlanmadığımız gayri resmi Sovyet Devrimi tarihlerinin yanında yerini alıyor. Yeltsinci resmi tarih yazarları maaşlarını haketmek için sayfalar, ciltler doldurmaya başladılar bile. Eğer bu yeni “resmi tarih”e itibar etmeyeceksek, Sovyet Devrimi’nin tüm gayri resmi tarihlerini, bugüne kadar merak bile etmediğimiz tarihleri de öğrenmek zorundayız. Çünkü en azından şunu öğrendik: Tarih resmi otoritenin yazdırdığı ders kitaplarında değil, tarihsel an ve süreçlerin çok veçheli kavranmasında yatar.

abraham-ascher-rus-devriminde-menseviklerAnarşistler ve Menşevikler, 1917-1921 arasındaki devrim sürecinde Bolşeviklere karşı yenik düştüler. Bu devrim sürecini onların nasıl gördüğü, nasıl yaşadığı, sonraki kuşaklar için çoğunlukla bir sır olarak kaldı. Tarih galiplerin tarihiydi çünkü. 1987’nin mağluplarına hakkını vermek için, geriye dönerek 1917’nin mağluplarına da haklarını vermemiz gerek. Martov’a, Dan’a, Emma Goldman’a, Kropotkin’e, Volin’e geri dönmek, onların Sovyet Devrimi’nde nasıl ve neden yer aldıklarını, kaderlerini Bolşeviklerden ne zaman ve hangi nedenle ayırdıklarını öğrenmek zorundayız. Ancak o zaman 1987’nin mağluplarının da neden ve ne zaman, hangi süreçte yenildiklerini anlamamız, onlara da haklarını gerçekten teslim etmemiz mümkün olacak.

Bu iki kitabın, Rus Devriminde Anarşistler ve Rus Devriminde Menşevikler‘in Sosyalizm: Teori ve Tarih dizisi içinde yayımlanmasının ardında bu niyet yatıyor. Anarşistler, zaten büyük ölçüde Rus damgasını taşıyan anarşist düşüncenin, Rusya’daki devrim süreci içindeki gelişimini, değişimini ve eylemlerini tanıtan belgeleri kapsıyor. Sovyet Devriminin “devrim”den “düzen”e evrimi içinde, başta devrimin asli güçlerinden biri olan Rus Anarşistlerinin içine düştükleri çelişki ve açmazları sergilemeyi amaçlıyor. Kuşkusuz bu derleme Rus Anarşizmi tarihinin ancak bir özeti olabilir. Yine de devrimin ateşli savunucuları olan Anarşistlerin bu belgeleri, okura, Sovyet Devrimini daha iyi tanımak için yeni ve radikal bir bakış açısının ipuçlarını sunuyor.

Reklamlar