Yaşam

Aleksandr Sergeyeviç Puşkin’in Yaşam Öyküsü

Aydınlanmanın değerli isimlerinden Aleksandr Sergeyeviç Puşkin , lirik şiirin ve özgürlüğün sesi olarak, yarattığı yeni edebiyat diliyle çağdaşlarını ve sonraki kuşakları etkileyerek Rus edebiyatının ve edebiyat dilinin kurucusu oldu. Puşkin eserleriyle, Rusya’da Çarlık düzenine karşı ilericiliğin sembolü olarak sürgünler, sansürler ve acılarla dolu bir yaşam sürdü. Eserleri yasaklandı. Hatta Çar onun sansürcüsü olacağını ilan etti. Çar’ın okumadığı hiçbir yapıtını yayınlayamadı. 1836 yılı kışında şairi kıskananların alçakça iftiraları yüzünden düelloya mecbur kaldı. Petersburg’daki düelloda ağır yaralandı ve iki gün sonra, 29 Ocak 1837’de hayata gözlerini yumdu. Şairin öldüğünü duyan, Yevgeniy Onegin’in son baskısını tüketen halk, evinin kapısının önünde toplanmaya başladı. Şairin ölümü, neredeyse hükümete karşı bir ayaklanma noktasına geldi. Bu gerekçe ile halkın yürüyüşünden korkan Çar, polise şairin naaşının Petersburg’dan gizlice çıkarılması emrini verir ve bir gece yarısı, şairin tabutunu gizlice kiliseden alınır ve Mihaylovskoye köyüne götürerek toprağa verilir.

Aleksandr Sergeyeviç Puşkin, hiç kuşkusuz, bir dâhi idi. Alçakgönüllü kişiliği içinde kendisi, çevresi ve çarlık yönetimi ondaki dehanın farkındaydılar. Şair, kısa yaşamı bir düelloda öldürülmesiyle sona erinceye değin, nicelikçe fazla, içerikçe hacimli ve yetkin yapıtlar verdi. Yaratıcı etkinliği çarlık makamlarının baskı ortamında sanki her an durdurulabileceği sezisiyle ivedice gerçekleşmiş; söyleyeceği engin sözü gecikmekten korkarcasına ve ustalıkla kısa zamana sığdırmış programlı bir şiir yaratma süreci gibidir.

Puşkin yeni Rus yazınının kurucusu, Rus yazın dilinin yaratıcısı kabul edilir. Şiir, roman, öykü ve tiyatro yapıtlarıyla Rus yazın dilinin ölçütlerini ilk o yerleştirmiştir. 1799’da Moskova’da, kısmen mülklerini yitirmiş soylu ve aydın bir ailede doğdu. Babası subaydı. Annesi, Habeşistan’dan getirilerek Osmanlı sarayında bulundurulan bir çocukken Rus sarayına armağan olarak gönderilen, Büyük Petro’nun oğlu gibi büyütülerek generalliğe dek yükselen, çarın reformlarında ona en yakın yardımcılardan olan Prens İbrahim Hannibal’in torunudur. O zamanlar soyluların evlerinde Fransızca konuşulurdu. Rusça konuştuğu dadısı Arina Rodionovna, Puşkin’e halk masallarını ve şarkılarını öğretmiştir. Çocukluğundan Fransızca eğitimi alan şair, Fransız klasiklerini ve başlıca Avrupalı yazarları erken yaşta okumuştu. Karamzin, Jukovski, Batyuşkov gibi o devrin tanınmış yazarları ve aydınları Puşkinler’in evinde görünen simalardı. 1811-1817 yıllarında seçkin ailelerin çocuklarının girebildiği ve seçkin memur ve diplomat yetiştiren bir tür yükseköğretim kurumu olan Tsarskoye selo (Çar Köyü) lisesinde öğrenim gördü. Daha 1814’te ‘Vestnik Yevropı’ dergisinde ilk şiirinin yayımlanmasından sonra şiirleri ve yazıları basında görülmeye başlar. Bu yıllarda lirik şiirlerinin yanı sıra, öfkeli ve acıtıcı epigramlarını ve ‘Ruslan ve Lüdmila’ epik ürününü ve ‘Özgürlük’ kasidesini yazdı. Siyasal içerikli ve din karşıtı şiirleri Çar I. Aleksandr’ı öfkelendirdi ve hükümdar onu Sibirya’ya sürmeye karar verdi.

Genç şairin kişiliğinde Rus yazınının bir umudunu görmekte olan şair Jukovski’nin ve tarihçi yazar Karamzin’in çar nezdinde çabalarıyla yazgısı kolaylaştırıldı ve hizmet ataması görünümünde Güney Rusya’ya sürülmesine karar verildi. Böylece, şaire Kafkasya, Kırım, Moldavya yolculukları görünmüştür. Çok sayıda lirik şiirini, ‘Kafkasya Tutsağı’, ‘Bahçesaray Çeşmesi’, ‘Çingeneler’ epik yapıtlarını dört yıl süren bu ilk sürgünlüğünde yazdı, ‘Yevgeni Onegin’ şiir-romanını yazmaya bu sürgünlüğünde, 1823’te başladı. 1824’te, ateizmden söz ettiği bir mektubunun resmi makamların eline geçmesi üzerine, çarın buyruğuyla memuriyetten çıkarıldı, yeni bir sürgün kararıyla, ayrılmamak üzere, ailesinin mülkü olan Mihaylovskoye köyüne gönderildi. Şair, iki yılı aşkın süre tam bir yalnızlık içinde burada kaldı. Mihaylovskoye köyüne kapatılmışlığı olağan ötesi ürünler getirdi. Yarım yapıtlarını tamamladı, ‘Yevgeni Onegin’e devam etti, ‘Boris Godunov’u, ‘Kont Nulin’i ve lirik aşk şiirlerinin en ünlü örneklerini yazdı.

Yakın ilişkide olduğu Dekabrist hareketin 1825’te bastırılması sırasında köyünde yalıtılmışlığı nedeniyle Petersburg’da bulunmaması, onu eylemin idamlar, zindan ve sürgünler biçimindeki sonuçlarının dışında tutmuştur. 1826 yılı eylülünde Çar I. Nikolay, Puşkin’i sarayda kendisiyle bir söyleşi için Moskova’ya çağırdı; şairin sürgünlük durumunu kaldırdı, yapıtlarının sansürünü bizzat yapacağını bildirdi. Çarın ilgisinden umutlanan Puşkin, sonra düş kırıklığına uğramıştır; üzerindeki baskı sürmüştür. 1828’de ‘Poltava’ trajedisini yazdı. Puşkin, bir baloda eski yüksek rütbeli bir memurun kızı olan Natalya Gonçarova ile karşılaşır ve büyüleyici güzellikteki bu genç kıza aşık olur. Natalya ise edebiyatla hiçbir ilgisi olmayan, Puşkin’i bir şair olarak umursamayan, aklı fikri kendine rahat bir yaşam sağlayacak bir koca bulmakta olan sıradan biridir ve ailesinin de ondan pek bir farkı yoktur. Puşkin Natalya’ya evlenme teklif eder; Natalya ise, şairin evlenme teklifini belirsiz bir tarihte cevaplanmak üzere erteler. Puşkin, bu durum karşısında umutsuzluğa kapılır ve Moskova’dan uzaklaşmak ister. Bu nedenle de, 1829’da, bir gözlemci olarak Rus ordusuna katılır ve Osmanlı topraklarına gelir. Sonradan yazdığı ‘Erzurum Yolculuğu’ adlı şiirinde yol izlenimlerini anlatan Puşkin’in, daha başka birçok eserinde de Erzurum’dan aldığı esinler yer bulur.

Moskova’ya dönen Puşkin, Natalya’ya evlenme teklifini yineler. Uzun çekişmelerden sonra Natalya’nın ailesini de ikna etmeyi başarır ve sonunda nişanlanırlar. Natalya ise, bu duruma karşı kayıtsız kalır ve sadece izlemekle yetinir. Natalya’nın bu tutumu da sonuna kadar böyle devam eder. Yaşamını çekilmez kılan bir kayınvalidesi ve kusursuz ama yapay bir çiçek olan eşi vardır artık Puşkin’in. Tabii bir de gerici polisler… Bitmek bilmeyen soruşturmalar ve yasaklamalar yüzünden içi büyük bir acıyla dolsa da Puşkin, yazmaya devam eder. ‘Yevgeniy Onegin’, ‘ Don Juan’ , ‘Veba Sırasında Ziyafet’ gibi manzum trajedyalarını ve ‘Dubrovski’, ‘Maça Kızı’ gibi önemli eserlerini bu dönemde yazar. Gogol’la olan arkadaşlığı da bu döneme rastlar. Öyle ki, Gogol’a ünlü ‘Ölü Canlar’ romanını yazma fikrini Puşkin verir.

Aynı sırada Kafkasya şiirlerini yazar. ‘Şair’, ‘Ayaktakımı’, ‘Peygamber’ şiirlerini yayımlar; ayaktakımı saydığı sosyeteye meydan okumakta ve ‘Peygamber’ şiirinde ise şairin konumunu göstermektedir. 1829’da ülke dışına çıkmak için girişimde bulundu, ancak onay alamadı. 1830’da, evlenme hazırlıkları çerçevesinde babası tarafından kendisine verilen Nijnegorod’da Boldino yurtluğundaki köyle ilgili mülk işleri için oraya gitti. Ve yazın yaşamının en önemli dönemi olarak bir süre burada çalıştı. ‘Yevgeni Onegin’i tamamladı. ‘Cimri Şövalye’, ‘Mozart ve Salieri’, ‘Taş Konuk’tan oluşan Küçük Tragedyalar’ı burada yarattı. ‘Kolomna’daki Küçük Ev’ şiir-öyküsünü, ‘İvan Petroviç Belkin’in Öyküleri’ni yazdı. Bir dizi masalını üretti. ‘Deniz Kızı’ piyesine çalıştı. Yine burada çok sayıda lirik şiirini yazdı. Tüm bunlar Puşkin tarafından sadece iki ay içinde gerçekleştirilmiştir. Bu dönemde hayatına George Charles d’Anthès adında biri girer. Puşkin, o sıralarda yazdığı birkaç imzasız mektup aracılığıyla, d’Anthès adındaki bu Fransız delikanlısının bayan Natalya Puşkin’e kur yaptığını, bayan Natalya Puşkin’in de d’Anthès’e karşı kayıtsız kalmadığını[kaynak belirtilmeli] öğrenir. Çok üzülen Puşkin, 1837’de d’Anthès’i düelloya çağırır. Bu bir anlamda Puşkin’in ölüme meydan okuyuşudur. Çünkü, d’Anthès’in ordunun en iyi nişancılarından olduğu bilinmektedir. 27 Ocak 1837’de St.Petersburg yakınında Kara Dere’nin bir köşesinde düellonun yapılmasına karar verilir.Puşkin’in şahidi arkadaşı Danzas’tır. Düello’da kullanacağı silahı almak için gümüşlerini sattığı iddia edilir. Düelloda Puşkin tarafından omzundan yaralanan d’Anthès, Puşkin’i karnından yaralamayı başarır. Büyük bir soğukkanlılıkla iki gün boyunca can çekişen Puşkin, Ocak ayının soğuk bir öğleden sonrası hayata gözlerini yumar.

Gogol, ‘Puşkin, olağanüstü bir olaydır.’ der; Dostoyevski daha mistik bir tavırla ‘ Puşkin, bize gelecekten haber veren bir peygamberimizdir.’ der. Puşkin, modern Rus Edebiyatı’nın oluşmasına en çok katkıda bulunan yazın ve düşün adamıdır. Puşkin, klasik Batı edebiyatını ve Rus halk ruhunu sentezleyerek, Rus Edebiyatı’nda ‘gerçekçilik akımı’nı başlatan liderdir.

Aleksandr Puşkin’in düello günü uğradığı son yer; Peterburg Nevski Prospekt’de Wolf’s şekercisidir (şimdi ki Cafe Litteraturnia).Bu cafede Puşkin’in balmumundan bir heykeli vardır.

Kaynak – insanokur.org

Reklamlar