Müzik Söyleşi

Rusça Post-Punk Sizi ‘Karanlık taraf’a Çağırıyor

Ruhumun kasvetli yanını besleyebilmek için yeni dönem Post-Punk/Coldwave’in peşindeki yolculuğumda Rusya’dan, Буерак (Buerak) adlı gruba ulaştım. Müzikte The Cure, Joy Division, Nick Cave & The Bad Seeds, edebiyatta Jean Paul Sartre, Albert Camus, Franz Kafka ile yetinemeyenler, Rusya’daki müziğe, karanlık Sibirya’ya ve absürd sözlerin elektronik ritimlerle buluşmasına dair sohbetimize buyrun!

Tuğçe Özbiçer – Gazeteduvar.com

1968’te Paris’te başlayan ve tüm dünyaya yayılan Öğrenci Hareketleri’yle, 70’lerde politik isyanın müziğe yansıdığı Punk, bağımsız müzik sahnesinde bu isyanın içsel boyutuna yönelerek Post-Punk’a evrilir.

Sex Pistols’ın 77’de “God Save The Queen (Tanrı kraliçeyi korusun)” şarkısıyla, savaş sonrası genç neslin umarsızlığını ve umut etmekten uzaktalığını ortaya koyduğu “There’s no future for you (Senin için bir gelecek yok)” düşüncesi, 80’lerde The Velvet Underground, Public Image Ltd, The Cure ile başlayıp Joy Division’ın sözleri ve müziği ile farklı bir tatta zirveye ulaşır.

Savaşın gölgesinde ve önceki neslin yaptıklarının sorumluluğu ile yaşamanın kasvetinin hissel boyutuna odaklanan Post-Punk, müzikal anlamda Punk’a bağlı kalmakla birlikte, içerik olarak Punk’a bir devrim niteliğindedir. Deneysel çalışmalarla, gitar sesleri ve efektlere yoğunlaşan Post-Punk karanlık sözlerle elektronik ritimleri bir araya getiren bir kaosu andırır. “I’ve got the spirit but, lose the feeling (Ruhum var fakat hislerimi kaybediyorum) gibi bir söz duyarken kendinizi dans ederken bulabilirsiniz…

Müzikte The Cure, Joy Division, Nick Cave & The Bad Seeds, edebiyatta Jean Paul Sartre, Albert Camus, Franz Kafka ile yetinemediğimden, ruhumun karanlık yanını besleyebilmek için yeni dönem Post-Punk/Coldwave’in peşindeki doyumsuz yolculuğumda Rusya’dan Буерак (Buerak) adlı gruba ulaştım.

Buerak (tr. çukur), Artyom Cherepanov ve Sasha Makeev adlı iki gencin kurduğu, Post-Punk temelli, deneysel müzik yapan bir grup. Rusça’nın sert vurgularını, Synthesizer (Sentezleyici)’nin elekronik ritimleri ile birleştiren grubun üyeleri ile müzik ve mekan ilişkisine, Sibirya’daki hayatlarına ve Rusya’da müziğe dair sohbet ettim.

Buerak kimdir? Grubunuzdan ve müziğinizden bahseder misiniz?

Buerak, Sibirya’nın başkenti Novosibirsk şehrinde arkadaşım Sasha ile 2014’te oluşturduğumuz bir Post-Punk projesi. Ortak hislerimiz hakkında absürd sözler yazıyoruz.

Başlangıçta Post-Punk ve Coldwave tarzlarında müzik yapıyorduk fakat sonra bir türe bağlı kalmadan özgürce üretmeye karar verdik. Yine de bu süreçte de Post-Punk ve Coldwave geleneğine sadık kaldık.

Albüm kapaklarınızı çok yaratıcı buluyorum. Tasarımları size mi ait?

Evet. Albüm kapaklarımızda genellikle benim amatör çizimlerimi ve Sasha’nın çektiği fotoğrafları kullanıyoruz.

Müziğinizi yaparken nelerden ilham alıyorsunuz?

Bu aralar aşka, aşkın sonsuz hallerine ve aşkın söyletmek istediklerine dair yazıyoruz. Bu sözleri her yerde karşımıza çıkan ve hoşumuza giden absürdlüklerle birleştiriyoruz.

Rusya’da doğmuş olmak ve o kültürde yetişmiş olmak müziğinizi nasıl etkiliyor?

İçinde yaşanılan kültür sanatçıların eserlerini kesinlikle etkiliyor. Bu durum bizim içinde geçerli, özellikle Sibirya’da doğmuş olmanın, kendimizi Post-Punk ile ifade ediyor olmamızda büyük bir payı var.

Havanın hep bu denli soğuk olduğu bir şehirde etrafta ilginç şeylerin ya da ilginç insanların olduğunu söylemek de zor. Sanırım biraz da buradaki karanlık atmosferden besleniyoruz müzik yaparken.

Yaşadığınız şehirdeki ve genel olarak Rusya’daki müzik sahnesinden bahsedebilir misiniz?

buerak3

Yaşamdan ve tutkulardan esinleniyoruz. Kendimizi müzik yapmazken hayal etmek artık gerçekten çok zor.

Müzik yaparken hayatımızda, hem bize ait her şeyin getirdiği hisleri ortaya koymak, hem de her şeyi unutabilmek olağanüstü.

‘RUSYA’DA MÜZİĞİN DURUMU VAHİM…’

En çok hangi konularda yazmayı seviyorsunuz?

Günümüzde Rusya’daki müziğin durumunu vahim buluyoruz… Hangi tarz müzik daha çok dinleniyorsa, sanatçılar o türde üretiyorlar. Bu da müzik sektörüne aynı tarzda ve kalitesiz parçaların hakim olmasına neden oluyor, tıpkı rap türünde olduğu gibi. Gençler daha çok rap müzik dinlemeyi seviyorlar.

Para kazanmak isteyenler de rap müzik yapıyorlar örneğin. Novosibirsk’te de uzun zamandır severek ve beğenilme kaygısı olmadan üreten sanatçılarla tanışmadık.

Bir şarkıyı kaydetmek özel olarak belirli bir yere ait olabiliyor. Siz ses, yer ve mekan ilişkisini nasıl yorumluyorsunuz?

Rusya’da bizim gibi bağımsız müzik yapan grupların kendilerine ait yerler bulması çok zor. Genellikle fırsatları kendimiz yaratıp, doğru zamanda, mekandan bağımsız olarak kayıt alıyoruz. Çoğu sanatçı için mekanın müzikle ilişkisinin önemli olduğunu düşünüyorum. Ama ben şarkılarımla kurduğum bağın birçok şeyi önemsiz kıldığını söyleyebilirim.

Reklamlar