Sinema

Sovyet Korku Sineması: VIY (Вий) ve Son Dönem Rus Korku Filmleri

1917 Bolşevik İhtilali’nden yani sosyalistlerin ülke yönetiminde egemen gücü elde etmesinden önceki zaman diliminde, korku filmleri ya da korku üzerine mitler yerel halk tarafından da oldukça rağbet gören konular arasındaydı.

 Berkay Sağlam – bakiniz.com

Dünya sinema tarihine birçok en önemli yapıtla katkı sağlayan Sovyet Sineması, ilginçtir ki korku sinemasına katkı konusunda geri planda kalmıştır. Aslında 1917 Bolşevik İhtilali’nden yani sosyalistlerin ülke yönetiminde egemen gücü elde etmesinden önceki zaman diliminde, korku filmleri ya da korku üzerine mitler yerel halk tarafından da oldukça rağbet gören konular arasındaydı.

1908 yılında Rus Sinema Endüstrisi’nin kurulması sayesinde sinema kuramı ile tanışan Rus halkı, hem yerel hem de farklı Avrupa ülkelerinden ithal edilen sinema filmlerini izleme imkânına kısa süre içerisinde sahip olmuştu. Diğer ülkelerden – ki özellikle Amerika ve Fransa olmak üzere ithal edilen bu filmler arasında o dönem popüler olmuş klasik korku filmleri yer almaktaydı. Rus tarihi ve mitleri genel olarak incelendiğinde de, Rus halkının aslında cadı, şeytan, dev, vampir gibi dönemin korkuyu empoze eden sembollerine uzak olmadığı açık bir şekilde görülebilir. Rusların, küçük çocukları kaçırıp yiyen yaşlı bir cadı olan Baba-Yaga (Баба Яга), üç başlı ateş saçan bir ejderha olan Zmeis, insanları suya çekip boğduğuna inanılan Vodyanoy (водяно́й) gibi birçok farklı korku miti ile birlikte, vampir, cadı, koca ayak gibi genel korku imgelerine olan sıkı inançları da bu görüşü destekler niteliktedir.

1918 – 1922 yılları arasındaki devrim ve iç savaşın getirdiği karışıklıklar Rus Sineması’nın da tamamıyla durmasına ve Bolşevik Devrimi ile birlikte de yeni bir çehre kazanmasına neden olmuştur. Bolşevik ve Menşeviklerin bu dönemdeki yaptırımları ile tekrar şekillenen Rus Sineması, korku hikâyelerine ve filmlerine rağbet gösteren Rus halkının, ne yazık ki korku filmlerine erişim imkânını neredeyse yok etmiştir.

3

Bu anlayışı tetikleyen ana unsur ise Bolşeviklerin korku filmlerinin Rus halkını aciz duruma düşürdüğü görüşüdür zira onlara göre Rus halkı böyle korkutmaya yönelik basit taktikler karşısında aciz duruma düşmeyecek kadar güçlü bir ırk olmalıdır. Sanatın her alanını bir propaganda aracı olarak gören Sovyet yönetimi elbette ki sinemayı da halka siyasi mesajları empoze edebilecek bir aracı olarak kullanmıştır. Bu nedenle Sovyet sinema tarihinde korku ya da fantastik filmler yerine daha yalın olarak istenileni vermeyi amaçlayan, propaganda içeren filmlerin çoğunlukta olduğunu açık bir şekilde görebiliriz.

Sovyet yönetiminin bu bakış açısı yine de fantastik ve korku öğeleri içeren filmlerin yapımına tamamıyla engel olmuştur denilemez. 80lerden sonra Rusya’da çekilmiş birkaç korku filmi bu görüşü destekler niteliktedir. Sovyet tarihi boyunca sayıca oldukça az ve çoğunluğuna ulaşmanın oldukça imkânsız olduğu bu filmler arasında, yönetmenliğini Konstantin Yershov ve Georgi Kropachyov’un yaptığı Viy (Вий), Rusların Sovyet zamanı ilk korku olma filmi özelliğini taşımaktadır. Nikolai Gogol’un Mirgorod adlı kitabının filmle aynı adlı son hikâyesinden uyarlanan Viy, 1967 yılında MosFilm stüdyolarında çekilmiş oldukça sıra dışı bir film. Film çekildiği MosFilm stüdyoları ise, Tarkovsky, Eisenstein’in başyapıtlarına da ev sahipliği yapmış Avrupa’nın en eski film stüdyolarından biridir. Bu açıdan bakıldığında, filmin dönemine göre gayet başarılı özel efektlere sahip olmasının asıl kaynağını da MosFilm stüdyolarına bağlayabiliriz.

Film, Khoma (Leonid Kuravlyov) isimli genç bir papaz adayının kırsal bir bölgede yaptığı gezi sırasında dinlenmek amacıyla yaşlı,çirkin bir kadına ait olan bir ahıra girmesi ile başlayan hikayesini anlatır. Yaşlı kadın, genç papaza saldırıp onu bir süpürge gibi kullanıp uçmaya başlar. Buna dayanamayan Khoma ise yaşlı kadına saldırarak onu ölümcül bir şekilde yaralar. Bu yaralanma sırasında yaşlı kadın genç ve güzel bir asilzadeye dönüşür. Genç kadının tek isteği ise, ruhunun kurtulması için ölmeden önce üç gün boyunca Khoma’nın kendisine başucunda dua etmesidir. Khoma bu isteğe isteksiz de olsa evet diyerek kabul eder ve filmin hikâyesi gelişir.

Genel olarak efektler incelendiğinde kısıtlı bütçe, Sovyetlerin sansürcü anlayışının getirdiği baskı gibi birçok unsur da göz önünde bulundurulduğunda oldukça başarılı denilebilir. Yalnız yine de filmin bazı bölümlerinde teknik aksaklıklar da göze çarpmakta. (Yaşlı kadın ve papazın uçtukları sahne gibi) Film korku filmi olarak geçmekte, ancak saf bir korku filmi olarak tanımlamaktansa filmi korku-komedi olarak tanımlamak daha uygun olacaktır. Leonid Kuravlyov ve Natalya Varley’in abartılı oyunculukları, filmin genel olarak komediye kaçan sahneleri gerçekten de bu tanımlamanın doğruluğunu destekler niteliktedir.

2

Sovyet dönemi sonrası izlenebilecek birkaç Rus korku filmi ile yazımı noktalamak isterim. Tam olarak korkudan ziyade gerilim ve fantastik öğeleri yüksek dozda olan Timur Bekmambetov’un 2004 yapımı Nochnoy dozor (Night Watch) ve 2006 yapımı devam filmi olan Dnevnoy dozor (Day Watch) ilk akla gelen isimler olarak göze çarpmakta. Bunun dışında, 2006 yapımı Zhest, Pavel Ruminov’un 2007 yapımı Myortvye docheri (Dead Daughters) filmi de bu türe örnek olarak verilebilir. 

 Bu arada Mario Bava’nın 1960 tarihli Maschera del demonio, La adlı kült korku filminin de Gogol’un Viy adlı öyküsünden uyarlandığını hatırlatma fayda var. Korku türünde farklı bir tat arayanlar için Sovyet yapımı Viy ile birlikte bu filmi de izlenecekler listenize koymanız naçizane tavsiyemdir. Son olarak, son dönem Rus korku filmlerini merak etmiş sinemaseverlere, Rus sinema endüstrisinde yazımdan da anlayacağınız üzere korku türünün tarih boyunca geri planda kaldığı bilgisini hatırlatmakla beraber, beklentilerini çok da üst düzeyde tutmamalarını öneririm. Ancak yine de, özellikle Viy, Nochnoy dozor, Dnevnoy dozor gibi filmleri de not etmeniz şiddetle tavsiyemdir.