Öne çıkan Kara Parçaları

Yevgeniy Zamyatin – Korkuyorum

Korkarım ki, sarayların bize bıraktıkları mirastan pek çok şey korumaya fazla özen gösteriyoruz. İşte bütün bu yaldızlı koltukların saklanması gerekliliği kuşkusuzdur; onlar pek çekicidirler, istisnasız bütün popoları tatlı tatlı okşarlar. Saray şairlerinin tatlılığı ve gevrekliği ise onları tartışmasız yaldızlı koltuklara döndürür. Fakat biz aynı ateşlilikle, divan şairlerini ve yaldızlı koltukları korumak isteme yanlışlığına düşmüyor muyuz? Görüyoruz ki saraylar kaldı, divanlar ise yok oldu.

Korkarım, yufka yüreklilikte çok ileri gidiyoruz. Fransız Devrimi divan âdetini ve iktidara yaranmak isteyenleri ezme konusunda acımasız oldu. ll Messidor 1794’de Halk Eğitim Komitesi Başkanı Payan’ını yayımladığı bir buyrukta başka konular arasına şunlar da okunabiliyordu: “Dur­madan günlük olaylar arkasından koşmayı iş edinen bir açıkgöz yazarlar topluluğu var onlar her mevsimin modasını ve rengini tanıyorlar, ne zaman kırmızı başlık örtüleceğini, ne zaman çıkarılacağını biliyorlar… Bunun sonucu, onlar sanatın değerini düşürerek zevki bayağılaştırıyorlar. Gerçek deha düşünce de yaratıyor ve düşüncelerini bronzda canlandırıyor, hâlbuki özgürlük korumasına sığınan sıradan kimseler geçici bir başarıyı kendi adına çeviriyor ve bu günlük başarının çiçeklerini topluyorlar …”2

Bu buyrukla beraber, Fransız Devrimi devrimci kılığına girmiş saray şairlerini giyotine gönderiyordu. Bize gelince, “ne zaman kırmızı başlık giyileceğini ve ne zaman çıkarılacağını kestiren gözü açık yazarlarımızı” , ne zaman Çar’ın tahta çıkış yıl dönümünü, ne zaman orak ve çekici kutlayacağını bilenleri, halka devrime yaraşır edebiyatın temsilcileri olarak tanıtıyoruz. O yana bu yana sokulan ve mesafeler kateden efsane edebiyatçılarımız, kendilerine üstün ödül getirecek olan durdurulamaz bir yarışa balıklama dalıyorlar: Lirik şiir yazma, entelejansiyaya bu şövalyelerce çamur atma tekeli var. Payan’ın gerçeği görmüş olmasından korkuyorum: Bu da, sadece sanatı yolundan çıkarmak, onu küçültmek olur. Durum sürekli olarak böyle giderse, bu son yıllar Rus edebiyatının ustalar okulu adı ile tarihe geçenlerle sınırlı kalmasından korkuyorum, çünkü ustalıkla davranmayanlar iki yıldan beri susmaktadırlar.

Susmayanlar edebiyata ne getirdiler? Aralarında en usta olanlar fütüristlerdir;3 onlar divan okulunun tartışılmaz biçimde kendilerine ait olduğu kabul ettirmeye giriştiler. Ve bir yıl süresince onların sarılar, yeşiller ve çilek renkliler zafer havlamalarını işittik. Fakat baldırı çıplakların (sans culottes) kırmızı başlıklarının san bluzları ve yüzlerindeki mavi çiçekçik izi ile uyuşması,  hiç önyargısız gözleri bile kırpıştırdı. Fütüristler, kendilerini incelikle görevli sayan kimseler tarafından kibarca kapının gösterildiğini anladılar. Fütürizm çürümüştür. Fakat yeniden, denizin ortasında sadece bir fener, Mayakovski feneri fütürizmin tenekeden olanını yayıyor. Çünkü o, ustalar arasında bulunmuyor: Saint-Petersburg’da pusuya yatmış ötekiler, mısralarının oklarnı Berlin’ e kadar fırlatırken, o, devrimi övüyordu. Fakat bu göz alıcı fener şimdi sadece onun Ben’inden, Bir Böğürme Kadar Yalın’ından arta kalanları yansıtıyor. Kahramanlar ve Devrimin Kurbanları, Bublikler, Vrangel’in Yanındaki Düşkün Kadın’da artık eski Mayakovski, her adımı katı yerlerde bile bir delik açan öncü Edison yok; o, binlerce kaba kunduranın tepelediği büyük yola çıkmak ve ısmarlama konu ve ritimleri yetkinleştirmekle uğraşmak için yolundan ayrıldı. Öte yandan bu normaldir, Edison da Graham Bell’in buluşunu geliştirmiştir. 

“Eğer yazarın çok uslu, çok mantıklı olması gerekirse, yalandan inançlı ve ince düşünen olması gerekirse, bugün de yararlı olması arzu edilirse, eğer Swift gibi bireyleri iğneleyemezse, Anatole France gibi her şeyle ince ince alay edemezse, artık bronzdan edebiyat bitmiştir sadece kâğıttan edebiyat, bir gazetecilik edebiyatı vardır; bugün o kitap okunur, yarın ondan bir sabun parçasını sarmada yararlanılır.” 

 

Moskovalı tasanmcıların4 “atçılığı Mayakovski’nin demir gölgesince çok açık olarak ezildi. Moskovalılar çok kötü koktular ve havlamaya çabaladılar; Mayakovski’nin kokusu ve havlamaları ise en güçlüsüdür. Tasarımcı Amerika çok önceleri keşfedilmişti Uzun bir süre önce, zamanında kendini çok büyük gören bir şair olan Serafino şöyle yazıyordu: “Eğer alçakgönüllü havanızı onurların yaldızlı bulutu ile gölgelemekten korkmasaydım, hanenizin pencerelerini, övgünün ellerinin yüksek yaratılışlara yönelttiği sözcüklerin omuzunu süsleyen parlak kumaşların ünü ile kaplamaktan kendimi alamayacaktım… ” (L’Aretin’in Urbinosi’ne Mektubu) “Övgünün elleri” ve “sözcüklerin omuzu” bunlar tasarımcılıktır, ya da onlar için bir şey diyemem! Yöntem ilginç olduğu kadar incedir de; hayal kendi başına amaç olmuştur, araba atı taşıdı denebilecektir.

Proletarya yanlısı5 yazarlar ve şairler bir lokomotife biniyorlar (ata biner gibi) ve bütün iyi niyetleriyle pilot olmaya çabalıyorlar. Lokomotif en içten ve belli biçimde tıslıyor ve tükürükler saçıyor, fakat göklere yükseldiği görülmüyor. Çok az İstisnayla (Moskova Ocağı’ından Mihail Volkov gösterilebilir).6 Proletkult’un bütün şairleri gerici bir devrimci içerikte birleşiyorlar. Bugün Proletkult’un sanatı, 60’lı Yıllar çizgisinde geri bir adım olmaktadır. Ve ben uçakların, kuşkusuz usta uçakların “özgürlük korumasına sığınıp, geçici bir zaferi kendi adına çevirmek” için her zaman onurlu lokomotifleri geçemeyeceklerinden korkarım.

Bereket, kitleler orada bulunmayanları sezmektedir. Bunun için cin ustalarının başarısı geçici olabilecektir. Fütüristlerinki öyle olmuştur. Kliuev de, 7 Guillaume le Lache üzerine yurtsever mısraları ile geçici bir zafer kazandı; o, buyruklar ve misket çığlıklar ile tutku içinde sayıklıyordu (işte korkunç bir kafiye: Tüfek misketiyem demeti). Gorodetski’ye8 gelince,· onu, Duma soğuk karşıladığından ve Sanatlar Evi’nin edebiyat gecesinde ancak on kadar kişi bulunduğundan anlaşılıyor ki benzeri bir zafere ulaşamadı.

Usta olmayanların sesi çıkmıyor. Blok’un On İkiler’inin9 gonku iki yıl önce çaldı. On ikinci ve sonuncu vuruşta Blok sonsuzluğa kadar sustu. Hemen hemen görünmez -bu epey uzaktır-  Scythe’ler10 karanlık sokaklara kaydı ve tramvaylarla kaçtılar. Dünün koyu karanlığında beyaz ve tek olan benek, Alkonost Yayınlan’ndan Bir Düşçünün Notları.11 Ve orada durmadan yakınan Andre Biely’yi işitiyoruz: “Yaşamın rastlantıları bizi parçalıyor, kimi zaman yazar kendine yabancı olan bir çalışmanın yükü altında kalıyor. Başlanmış bir tümceyi bitirmek için kendini toparlaması aylarca imkansız oluyor. O zamanlar çok kez, kendine gereksinim duyacak bir kimse olup olmadığını, Petersburg’a ya da Gümüş Güvercin’e gereksinim bulunup bulunmadığını düşünür. O, belki bir yazar, bir düzeltme öğretmeni olarak ancak işe yarayabilir: Durum bu olunca, erzatz bir yazınsal etkinlikle ruhunu bir kirletmeden kaçınmak için ona artık en kısa zamanda kalemini bırakıp sokak süpürmeciliği işi bulmak kalıyor…”

Evet, gerçek edebiyatın sessizliğinin nedenlerinden biri budur. “Usta” olamayan yazar yaşamak istiyorsa, elinde bir çanta ile işe gitmelidir. Bugün Gogol’ün çantasını alıp tiyatro bölümüne koştuğu görülecekti; Turgenyev ‘in Dünya Edebiyatı koleksiyonu için Balzac ve Flaubert’den çeviri yapacağı kuşkusuzdu; Herzen Baltık denizcilerine ders verecekti; Çehov Komzdrav’da12 çalışacaktı. Başka deyişle, beş yıl önce bir öğrencinin ayda kırk ruble ile sürdürdüğü bir hayat için, Gogol ayda dört Müfettiş yazmalıydı, Turgenyev iki ayda bir üç Baba ve Çocuk, Çehov ayda yüz kadar hikâye yazmalıydı. Gülünç bir şakanın söz konusu oldu sanılacak, fakat durum böylesine umutsuz ve üzücü, bu sayılar gerçektir. Yazın adamının hem cefa hem de sevinç içinde ağır ağır “düşüncelerini bronzda” biçimlendirme çabası, bir yazma hastasınınki, bir Çehov’un çalışması, bir Breşko-Breşkovski’ninki. Uzunluğa göre, sayfaya göre değerlendirilecektir. Yazar kendini zorunlu bir seçime itilmiş buluyor: Ya bir Breşko-Breşkovski olmak ya da susmak. Gerçek bir yazar, gerçek bir şair için seçim bellidir.

Fakat işin aslı bu da değildir: Açlık mı, Rus yazarları onu tanırlar. Ve kâğıt da artık söz konusu değil. Bu susmanın başlıca nedeni ne ekmekle, ne kâğıtla ilgilidir, neden, çok daha ağır, sert, kurşun gibidir. Asıl nokta, gerçek edebiyatın hiç de tam ve özenli memurların yaptığı olmayıp, bunakların, tutukluların, ters görüşlülerin, düşçülerin, başkaldıranların, şüphecilerin ortaya koydukları olmasıdır. Eğer yazarın çok uslu, çok mantıklı olması gerekirse, yalandan inançlı ve ince düşünen olması gerekirse, bugün de yararlı olması arzu edilirse, eğer Swift gibi bireyleri iğneleyemezse, Anatole France gibi her şeyle ince ince alay edemezse, artık bronzdan edebiyat bitmiştir sadece kâğıttan edebiyat, bir gazetecilik edebiyatı vardır; bugün o kitap okunur, yarın ondan bir sabun parçasını sarmada yararlanılır.

Zamanımızda az rastlanan, kişilerden ibaret yeni bir kültür oluşturmayı deneyenler, çoğunlukla gözlerini uzak bir geçmişe, stada, tiyatroya, eski Yunan halkının oyunlarına çeviriyorlar. Gerilere göz atmak elbette doğrudur, fakat Atina’daki meydanda Yunan halkının şarkılaşacak şiirlerden başka şeyler dinlemeyi bildiğini unutmamak gerekmektedir: O halk Aristofan’ın acımasız kamçısından çok korkuyordu. Fakat biz… Adı Rus halkı olan yönünü bilmez bu küçük çocuğun kötü heveslere kapılmaması bakımından Gorki’nin hiç günahsız Serseri Logorrheeu’i bile gösterim programından çekilince Aristofan’la ne yapardık?

Rus halkını saflığını korumaya önem verilen bir çocuk olarak görmede ayak direttikçe ülkemizde gerçek edebiyatın olmayacağından korkuyorum. Farklı düşüncelerden ürken, bunu eskisinden de sık yapan bu tür yeni bir Katoliklik ‘ten şifa bulmadığımız sürece, bizde tam bir yazının ortaya çıkmayacağından korkuyorum. Ve eğer bu hastalık iyileştirilemezse, Rus edebiyatının biricik geleceğinin sadece geçmişi olmasından korkuyorum.

1921

 

Bu makale ilk kez 1921’de Sanat Evi dergisinde yayımlandı. Zamyatin Stalin’e mektubunda buna anış ırma yap­ maktadır. Zamyatin ‘in estetik ve töresel pozisyonunun gücü­nü göstermektedir. Makale derin etkiler bırakmıştır.

 

Stalin’e Mektuplar.  Yevgeni Zamyatin, Mihail Bulgakov.

İletişim Yayınları – Çeviri – İsmail Arıkan 

Reklamlar