Yaşam

Sovyetler Birliği Tatili!

Sovyetler Birliği’nin dağılması bu ülkede yaşayanlar için çok şey değiştirdi. Bunların en önemlilerinden biri de ‘tatil hakkı’ydı..

Kavel Alpaslan  – gazeteduvar.com.tr

Sovyetler Birliği’nin yıkılması ülkede günlük hayatı doğrudan etkileyen pek çok değişiklik getirdi. Bunlar arasında mülkiyet ilişkileri ve çalışma koşulları öne çıktı. Kamusal mülkiyetten özel mülkiyete geçiş pek çok bölgede mafyatik oluşumların doğmasına neden oldu. Ülke tüm dünyada yaygınlaşan neoliberal ekonomik modele teslim olma sancılarını 1990’lı yıllardan itibaren yaşarken, sosyal haklarda da müthiş bir gerileme oldu. Taşeron işçiliğin önü alınmaz bir biçimde artması, çalışma saatlerindeki artış, sigortalı çalışma hakkının gaspı gibi ‘tatil hakkı’ da gün geçtikçe daha ‘değerli’ hale geldi.

Peki bunlar yaşanmadan önce Sovyetler Birliği’nde tatil ve yıllık izin hakları nasıldı? 1936’da kabul edilen SSCB Anayasası’nda işçilerin tatil ve dinlenme hakkı güvence altına alınmıştı. Günlük 7 saat çalışma sınırıyla işbaşı yapan bir işçi için tanınan bu hakkın süresi yaptığı işin zorluğuna ve tehlikesine göre belirleniyordu. Emek Yasası’nda bir çalışma yılı (on bir ay) boyunca çalışan işçiler için net 28 ücretli yıllık izin günü hakkı tanınmaktaydı. Mesleklerin zorluk ve tehlikesine göre yapılan seviyelendirmeyle bu süreye 7 veya 3 gün ek izin hakkı ilave ediliyordu. Aslında bu süreler Batılı ülkelerden fazla olmasına karşın asıl ayırt edici özelliği bu izinlerin gün olarak niceliğinde değil niteliğinde yatıyordu.

DOKTOR GÖZETİMİNDE GÜNEŞLENME

Yıllık iznini kullanan işçilere sağlanan imkanlar arasında en popülerlerden biri sanatoryumlardı. Sovyetlerin pek çok noktasında inşa edilen sağlık merkezleri, çalışanların fiziksel ve psikolojik olarak yenilenmiş bir şekilde iş başı yapmalarını amaçlıyordu. Madencilik gibi zorlu mesleklerde çalışanların bu merkezlerden faydalanmaları teşvik ediliyor ve talep edildiği takdirde de öncelik veriliyordu. Bu sanatoryumlarda işçilerin aldıkları hizmetler doktorlar tarafından denetlenmekteydi. Hatta ‘güneşlenenler’ dahi doktor gözetimindeydi! Fiziksel egzersizlerin sıkça yapıldığı merkezlerde çalışanlar kaldıkları süre boyunca yine doktorlar tarafından hazırlanan besleyici bir diyet yapmaktaydı. Sovyet cumhuriyetlerinde bu tesislerden 183 tane bulunmaktaydı. Kafkas ve Karadeniz çevresinde yoğunlaşan tesislerin bir diğer önemi, birliğin baştan sona her noktasından işçileri buluşturmasıydı. Tacikistan dağlarından gelenlerden Baltık denizinden gelenlere kadar akşamları tüm bu halklar, bir arada filmler izliyor, yerel gruplardan şarkılar dinliyor ya da okumalar yapıyordu.

SAKİN TATİL İSTEYENLER İÇİN DİNLENME EVİ

Sanatoryumların yanı sıra daha kısa süreli (10-12 gün) izin yapmak isteyenler sıklıkla ‘dinlenme evi’ olarak adlandırılan tesislerde zaman geçiriyordu. Sağlık hizmetlerinin daha az olduğu, işçilerin ‘sakin tatiller’ geçirdiği bu tesisler genelde SSCB’nin dört bir yanındaki göl ve nehir çevrelerinde bulunuyordu. Şehir merkezlerine sanatoryumlara göre daha yakın olan dinlenme evlerinde işçiler için hazırlanan odalarda satranç, dama gibi oyunlar ve gazeteler hazır tutuluyordu. 1950’li yılların sonuna doğru yeni bir tatil modeli daha hayata geçirildi. Turist-sağlık kampı adıyla başlatılan yeni uygulama, basit olmasının yanı sıra dinlenme evlerine göre çok daha ‘özerk’ bir yapıya sahipti. Çoğu kamp, içinde karyola ve minder bulunan çadırların toplamından oluşuyordu ancak yemek bölümü yoktu. Kampa gelenler kendi yiyeceklerini kendileri pişiriyordu. Gün içindeyse dileyen sabah sporlarına katılabiliyor dileyen yürüyüş, günübirlik geziler gibi etkinliklere dahil olabiliyordu. Doğayla daha iç içe olunan merkezlerde tatil devlet tarafından da teşvik ediliyordu. Bu teşviğin nedeni ‘insanın kendi doğasına yabancılaşmasını engellemek’ti.

ÇOCUKLARA YAZ KAMPI

Sovyetlerde aileler çocuklarıyla birlikte tatil yapabiliyordu. Ancak çocuklar için daha farklı ve zengin alternatifler de mevcuttu. Piyoner kampları Sovyet çocuklarına yaz boyu ev sahipliği yapıyordu. Hatta bu kamplara zaman zaman diğer sosyalist ülkelerden de çocuklar gelmekteydi. Çocuklar eğitmenler gözetiminde yaz tatillerini çeşitli aktivitelerle geçiriyordu. Sovyetler Birliği’nde 1960 ve 1970’li yıllar boyunca ülkede bulunan 40 bin piyoner kampında toplam 10 milyon çocuk tatil yaptı. Bu sayıya yabancı çocuklar da dahildi. Kamplara sık sık Yuri Gagarin’den Fidel Castro’ya kadar ünlü isimler ziyaretlerde bulunurdu. Hatta Nazım Hikmet’in Kırım’da bulunan meşhur Artek Piyoner Kampı’na ziyaretinden net görüntüler de bulunmakta.

Sovyet anlayışında ‘tatil’ ve ‘yıllık izin’ hem işçi sağlığı hem de üretimin bir şekilde devamı açısından ele alınıyordu. Uygulamaları da bu bakış doğrultusunda şekillendi. Soğuk Savaş’ın batının zaferiyle sonuçlanmasıyla Sovyet eleştirileri peşpeşe gelse de SSCB işçilerinin ulaştığı bu yaşam koşulları dünya işçileri için hâlâ kolay unutulacak gibi değil.

Kaynaklar:

https://www.theguardian.com/world/2014/jul/03/soviet-pioneer-camp-communism-scouts-belarus
https://www.ucis.pitt.edu/nceeer/2008_822-06g_Koenker.pdf
http://www.departments.bucknell.edu/russian/const/36cons04.html

Reklamlar