Söyleşi Yaşam

Bir Dâhinin Torunu:Dmitry Dostoyevski

BİR DÂHİNİN AKRABASI OLMAK KOLAY DEĞİL

Dmitry Dostoyevski, Fyodor Dostoyevski’nin torununun torunu. Şimdilerde emekli. Ailenin dediğine göre, karakteri Fyodor’a benziyor. Çabuk sinirleniyor fakat çabuk sakinleşiyor… İşte torun Dostoyevski’nin dedi Dostoyevski üzerine Tuhaf’a anlattıkları.

KaynakTuhaf Dergisi / Mayıs 2017 Söyleşi Cem Tuncer.

Dmitry Dostoyevski, ilkokul çağları Dostoyevski kitaplarının tehlikeli görüldüğü yıllara denk geldiğinden ders programında büyük dedesinin kitaplarıyla buluşma fırsat bulamamış. Postacılıktan tramvay şoförlüğüne kadar yirmi bir farklı iş yapmış hayat boyunca. Dostoyevski’nin akrabası olmaktan ülke gezmek dışında bir kâr etmemiş. Hatta Dostoyevski Müzesi’nin danışmanlığını yaptığında, bu işten para almak ona tuhaf gelmiş.

Öncelikle sizi tanımak isteriz. Ne işle meşgulsünüz, günlük hayatta neler yapıyorsunuz?

On beş yıldır emekliyim. Çocukluktan beri çalıştığım ve postacı olarak başladığım meslek hayatımda yirmi bir ayrı iş dalında çalıştım

HAYATIM İKİYE AYRILMIŞ GİBİYDİ

Dostoyevski’nin torununun torunusunuz. Bize biraz soyağacınız hakkında bilgi verir misiniz?

Dostoyevski soyağacına baktığımızda, Belarus’taki Dostoevo köyüne ulaşıyoruz, ki soyadımız da buradan gelmekte. Fyodor’un babası Mikhail bir doktor. Dört erkek ve dört kız çocuğu babası. Fyodor ikinci erkek çocuk olsa da, abisi hayatını erken kaybediyor.

Hep farkında mıydınız büyük bir yazarla akrabalığınız olduğunun?

Ne zaman bilmiyorum ama ebeveynimin bana onun büyük torunu olduğumu söylediğini hatırlıyorum. Yine de bunun hakkında pek az konuştum. Hayatım pratikte ikiye ayrılmış gibiydi. Bir tanesini büyük babama adamıştım ve diğeriyse kendi hayatimdi.

Üzerinizde bir baskı vardı yani?

Bir dâhinin akrabası olmak kolay değil, öte yandan bunu belirtmek zorunda değilsiniz. Mesela çalıştığım yerlerde bundan hiç bahsetmedim çünkü tavırları değişebilirdi. Yine de Dostoyevski ile ilgili konferanslara katıldım ve bu sayede yirmi dört Avrupa ülkesi dolaştım. Aslına akarsanız, Dostoyevski’nin kitaplarından ne ben ne de babam bunun dışında bir gelir elde etti. Uzun zaman Sovyetler’de kitapları yayımlanmadı bile.

Dostoyevski tehlikeli olarak görüldü Sovyetlerde…

Evet. Sovyetler zamanında Dostoyevski’ye ihtiyaç yoktu, onlar yeni sisteme uygun binlerini arıyorlardı. Oysa Dostoyevski, bir insanda inanç ve inançsızlığın, aydınlık ve karanlığın ikisinin de bir arada bulunduğunu söyledi. Ancak komünizm yıkıldığında, insanlar kendilerini ifade şansı buldular. Daha manevi bir hayata dair ilgi duydular ki bu Dostoyevski’nin satırlarında vardı. Ancak savaştan sonra, Stalin kiliseleri açtı ve kitaplarının yayımlanmasına izin verdi. Ben ilkokuldayken, ders programımızda onun adı yoktu, hâlâ karşı devrimci bir yazar olarak görülüyordu.

Stalin, Sovyetlerim en katı yöneticisi olarak görülür. Onun zamanında yayımlanmış olması tuhaf değil mi?

Stalin, akılcı bir şekilde, savaşın getirdiği şokun Dostoyevski kitaplarıylaz iyileştirilebileceğini düşünmüş olmalı. Bence kitapların yayımlanmasına bu sebeple izin verdi

dmitry_dost_sm_1

Bir şeyi merak ediyorum, Dostoyevski’nin geçirdiği sara krizleri atışma konusu  oldu.Bunların sara krizi olup olmadığı dahi henüz belli değil. Ailede, sonradan sara hastası olan birileri oldu mu?

 Dostoyevski’nin sara krizleri medikal olarak hala açıklanabilir değil. Onun krizleri kendine hastı çünkü gelen krizleri kontrol edebiliyordu. Birçok doktor, onun kitaplarında buna dair izler bulabilmek için çalışmalar yaptı. Yine de Dostoyevski bu krizleri kendi lehine kullandı. Onun sayesinde kalın kitapların üstesinden geldi. Bu krizlere ihtiyacı vardı.

  Sizin favori Dostoyevski kitabınız hangisi

“Karamazov Kardeşler” tabii ki

“Karamazov Kardeşleri”de kabaca Dimitri Rusluğu, Alyosa dini, İvan nihilizmi temsil ediyordu. Sizce bugün hanoto kazandı?            

Her bir kardeşin; inançlı, isyankar ve kuşkucu gibi bir insan türüne denk geldiği, süregelen bir yorum bu. Bence öncesinde her kardeş farklı bir insan türüyken, şimdi bütün bu türleri bir bedende görmek de mümkün.

RASKOLNİKOV’UN EVİNİ KİRALAMAK İSTEDİLER

Ülkemizde Tolstoy ve Dostoyevski ayrımı çok yapılır. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Dostoyevski, Tolstoy’u abisinin ona gönderdiği, Sibirya’da yasal olan edebiyat dergilerinden “keşfetti”. Dergideki onca yazar arasından, o sırada sadece “Sivastopol Hikâyeleri”ni yazmış olan Tolstoy’u işaret etti. Onunla ilgili şöyle yazmıştı: “Daha ileriye gidecek.” Sonrasında birbirlerini biraz kıskançlıkla takip ettiler ama hiç tanışmadılar. “Anna Karenina’dan daha büyük bir roman yazacağım” diye yazmıştı Dostoyevski notlarında. Ayrıca şunu belirtmişti: “Tolstoy aklıyla yazıyor, ben ise kalbimle.”

“Yeraltından Notlari’da ve “Suç ve Ceza”daki Saint Petersburg tasvirleri meşhurdur. Anlatılan yerler duruyor mu, oralara gitme imkânı buldunuz mu?

 Evet duruyorlar. Bir Fransız televizyonu Raskolnikov’un evini kiralamak istedi. Orada oturdum ve bir ara verdim. Aslına bakarsanız, bu soruyu bana bir yönetmen de sormuştu. Ona Sennaya Meydanı’na gidip kendi görmesi gerektiğini söyledim. Gitti, geri döndü ve bana, “Her tarafta Raskolnikov görüyorum” dedi.

Dostoyevski ölüm cezasına çarptırılıyor ve sonrasında cezası sürgüne çevriliyor. Haberi getiren biraz gecikse, biz belki bir yazarı tanıyamayacaktık ama siz hiç var olmayacaktınız. Bu nasıl bir his?

Tanrı öyle yazmış ki, Dostoyevski soyadı da soyağacımız da direkt onunla sürdü. Diğerleri hep kadınlarla devam etti. İlginçtir, bir ikiz  kız kardeşim vardı. Yedi buçuk aylık doğmuştuk ve zayıf olan bendim. Yedi buçuk aylık doğmuştuk. Doğduğumda bir buçuk kiloymuşum, annem öleceğimden korkmuş. Fakat bir hastalık kaptık ve ölen kız  kardeşim oldu. Ben yaşadım. “ Ölüm karşısında üç dakika durdum ve ölmedim,” diye yazmıştı Dostoyevski kardeşine. “ Şimdi ise yaşam doluyum”

Reklamlar