Devrim Günleri Yaşam

Ekim Devrimi’nde Kim, Kimdir?

Bolşeviklerin tek başarı nedeni, halkın en derin, köşelerinde yatan geniş ve basit istemlerini harekete geçirerek geçmişi yıkmak” diyor devrime tanıklık eden ABD’li gazeteci John Reed. Bolşevikler iktidara yürürken Ekim Devrimi’nde karşımıza çıkan önemli kişiler kimlerdir?

Kaynak – Kavel AlpaslanGazeteduvar.com.tr

Geride bıraktığımız yüzyılın, dünya tarihine etkisi en büyük olaylarından bir olan Ekim Devrimi’nin 100’üncü yıldönümüne yaklaşıyoruz. Peki 7 Kasım 1917 tarihinde Lenin liderliğindeki Bolşevikler Kerenski yönetimindeki Geçici Hükümeti devirip, iktidarı sovyet meclislerine taşırken öne çıkan kişiler kimlerdi? Elbette ‘hepsini’ değil ama öne çıkan isimlerin sadece bazılarını ve sadece devrim günlerindeki rolleri ile aktarmaya çalıştık… 

Vladimir Lenin

Lenin

Ekim Devrimi dendiğinde elbette akıllara devrimin mimarı Vladimir Lenin geliyor. 1911 yılında Kamenev, Zinoviyev gibi Bolşeviklerle birlikte Fransa’da sürgündeydi. Partisinin yönetimine Şubat Devrimi’ne kadar yurt dışından katılan Lenin, Nisan ayında Rusya’ya döner ve burada ‘Nisan Tezlerini’ açıklar. Bu tezler Ekim devriminin en somut habercisidir. Hükümeti devirmenin zamanı geldiğine inanan Lenin, köylülerin toprağı, işçilerinse üretim araçlarını ele geçirmesi gerektiğini söyler.

Lenin bu dönemde Rusya’da Geçici Hükümet ve Sovyet yönetimi olarak iki ayrı iktidar bulunduğunu, yönetimin gerçek temsilcisinin de sovyetler olması gerektiğini dile getirdi. Temmuz ayında Petrograd’da yapılan Bolşevik gösterilerini, Kerenski’nin pek çok kişiyi öldürerek bastırmaya çalışmasının ardından Lenin’in ‘Alman ajanı olduğu’ suçlamasıyla ‘idam’ kararı çıkarıldı. Bu nedenle Finlandiya’ya iltica etmek durumunda kaldı.

Kornilov’a bahsederken göreceğimiz gibi başarısız askeri darbe girişiminden sonra Petrograd’da Bolşeviklerin mutlak bir etkisi vardı. Ekim Devrimi’nin hemen öncesinde Lenin gizlice Petrograd’a döndü. Devrimi sovyetin merkezi Smolni’den yönetir. O günlerin canlı tanığı Amerikalı gazeteci John Reed, Lenin’in kürsüye çıkışını şöyle anlatıyor: “Kısa boylu tıknaz bir vücut. Omuzlarının üzerinde büyük, çıplak ve çıkıntılı bir baş yerleşmiş. Küçük gözler, ucu kalkık bir burun. Geniş bir ağız ve dolgun dudaklar. Şimdi iyi tıraş edilmiş ancak geçmişte ve gelecekte iyi tanınacak sakalın hemen tüylendirdiği bir çene. Üzerine uymayan kıyafetler giyinmiş. Pantolonu da kendisine göre uzun. Bir ayaklanmanın ilahı, belki de tarihte en çok sevilen ve yüceltilen liderlerden biri izlenimini bırakmıyor. Garip bir popüler lider. Sadece akıllı olduğundan dolayı lider. Renksiz, kaprissiz, uzlaşmaz; farklı olağan dışı özellikleri yok. Ama en derin düşünceleri basit sözlerle açıklama, somut durumu çözümleme gücü var. Ve kurnazlıkla en yüksek aydın sakınmazlığını birleştirmiş.”

Devrimin gelişim sürecini ve Lenin’in Sovyet hükümeti ilan edilmesindeki rolünü diğer tarihsel kişilikleri incelediğimizde daha detaylı bir şekilde göreceğiz.

Aleksandr Kerenski

ALEKSANDR KERENSKİ

Ekim Devrimi’nde Lenin’le birlikte adı en çok duyulan isimlerden biri Aleksandr Kerenski’ydi. Devrimci Sosyalist Parti’nin (S.R.) lideriydi. 1917’de işçilerin yürüyüşünü bastırmak üzere gönderilen ordunun silahlarını halka değil subaylara çevirmesiyle birlikte Romanov hanedanlığı beklenmedik bir şekilde son buldu. Prens Lvov liderliğinde kurulan Geçici Hükümet’te Kerenski, kendisine sunulan Adalet Bakanlığı görevini memnuniyetle kabul etti.

Geçici hükümet Ekim Devrimi’ne dek pek çok kez değişti ve Kerenski Temmuz ayında Başbakanlık koltuğuna oturdu. Bolşeviklerin Pravda gazetesini yasaklayan, Lenin hakkında idam kararı çıkaran, Troçki ve pek çok Bolşeviği tutuklayan Kerenski, Sovyet yönetimi ve geçici hükümet arasındaki uçurumun büyümesine sebep oldu.

Kerenski’nin zayıf iktidarı, Kornilov’un darbe girişimden sonra güçlenen Bolşeviklerin devriminden korktu. Bu nedenle Sovyet yönetimine karşı bir dizi saldırıya geçti. Kerenski’nin kızıl muhafızların dağıtılması gibi talepleri Bolşeviklerce reddedildi. Devrimci Askeri Komite’nin desteğiyle Bolşevikler 7 Kasım günü Petrograd’daki hükümet binası olan Kışlık Saray’ı bastı. Tüm bakanlar tutuklanıp meşhur Peter ve Paul hapishanesine gönderilirken Kerenski önca Pskov’a ardından da Fransa’ya kaçmayı başardı.

Lev Troçki

Lev Troçki

Pek çok kişi gibi Lev Troçki’de uzun yıllarını Avrupa’da sürgünde geçirdi. Enternasyonalist Menşeviklerin içinde bulunan Troçki, Menşeviklerin Şubat’tan sonra kurulan geçici hükümete katılma kararına şiddetle karşı çıktı. Mayıs 1917’de Rusya’ya dönen Troçki resmi olarak Haziran ayında Bolşevik Partisi’ne üye oldu. Bu andan itibaren parti içinde Kamenev’e karşı, sovyet iktidarını ele alma konusunda Lenin’den yana tavır aldı.

Petrograd Sovyeti Başkanlığı’na seçilmesiyle Kerenski, Troçki’yi tutuklattı. Kornilov’un darbe girişiminin başarısız sonuçlanmasının ardından yapılan baskılar sonucu Bolşevikler, Eylül ayının sonunda Troçki’nin serbest kalmasını sağladı. Devrimin altyapı çalışmalarında önemli bir rol oynadı. Devrimci Askeri Komite’yle birlikte devrim günlerinde: “Fabrika komitelerine ve mahalle sovyetlerine aşağıdaki emirleri veriyoruz. Hendek kazmak, barikat kurmak ve tel örgü çekmek için mümkün olduğunca çok işçi gönderiniz. Gerektiğinde fabrikalardaki işleri derhal durdurunuz. Bulabildiğiniz tüm silahları toplayınız. Sıkı bir destek göstererek devrim ordusuna ne olursa olsun yardım için hazır olunuz” bildirisini yayınlamıştır.

Kışlık Saray’ın basılmasıyla kurulan sovyet hükümetinde dışişleri bakanı olarak görev aldı. Bu görev son derece kritikti. Çünkü Bolşeviklerin en büyük vaatlerinden biri Almanya’yla savaşın sonlandırılmasıydı. Nitekim bu göreve gelmesinden hemen sonra Troçki, barış görüşmesi çağrısı yaptı.

Lavr Kornilov

Lavr Kornilov

Kornilov, Savaş Bakanı olduğu dönemde Kerenski tarafından Rus ordusunun başına geçirildi. Kerenski’den fabrikaların kendilerine asker sağlamasını talep ediyordu. Böylece hem orduya insan kaynağı sağlamayı hem de Bolşevik örgütlenmelerin önüne geçmeyi planlıyordu.

Kornilov, Kerenski’nin başbakan olmasından pek memnun değildi, ülkenin bu yönetimle birlikte istikrarsızlığa sürüklendiğini düşünüyordu. Bu yüzden Ağustos ayında Kerenski yönetimini devirmek adına askerlerini Petrograd’a sürmeye karar verdi. Kerenski bunun üzerine Petrograd fabrikalarında silahlandırılmış işçi güçleri olan kızıl muhafızlar ve ordu içinde de ciddi bir örgütlenmesi olan Bolşevikler’den yardım istedi. Kornilov’la savaşmayı Kerenski’yle savaşmaya yeğleyen Lenin, bu saldırının püskürtülmesi durumunda kazanacakları gücün de farkındaydı. Nitekim öyle de oldu.

Kente girmeyen Kornilov’un ordusunda işler pek yolunda değildi. Ordunun bir bölümü Bolşeviklerin tarafına geçti ve kente saldırmayı kabul etmedi. Ancak ordunun isteksizliği sadece Bolşevik askerler için geçerli değildi. Yıllarca Almanya’ya karşı propaganda yapan komutanların bu sefer askerlerin ‘hemşehrisi’ olarak gördüğü insanlara kurşun atma emri, pek çok askerce bir ‘çelişkiydi’.

Lenin Petrograd’ı korumak için toplam 25 bin kişilik güç topladı. Ardından Kornilov çatışmadan teslim oldu, başarısız darbe girişiminden sonra tutuklandı. Ancak Ekim Devrimi’ni takip eden günlerde hapisten kaçtı ve iç savaşta Bolşeviklere karşı savaşırken öldü.

Josef Stalin

HU002889

Hayatının önemli bir bölümün Bolşeviklerin yeraltı faaliyetlerinde geçiren Stalin cezaevlerinden kaçmayı bir şekilde başarsa da 1913 yılında Sibirya’ya sürgüne gönderilir. Prens Lvov’un politik mahkumlara dönüş izni vermesiyle birlikte Stalin de Kamenev’le birlikte Petrograd’a döner. Stalin bu dönemde pek çok Bolşevik gibi Rus halkının sosyalist bir devrime ‘hazır olmadığı’ kanısındadır.

Lenin, Nisan Tezleri’nde geçici hükümeti destekleyen Bolşeviklerin, sosyalizme ihanet ettiğini ve partiden ayrılması gerektiğini söyler. Zor konumda kalan Stalin’in bu noktada iki şansı kalır: Ya Lenin’e karşı çıkacak ve partide liderlik için onunla yarışacak ya da Geçici Hükümet’in desteklenmesi gerektiği fikrinden vazgeçecekti. On günlük bir sessizliğin ardından ikinci seçeneği seçti.

Sovyet hükümetinin ilanıyla birlikte Stalin de kritik konumdaki bir bakanlığın, Halklar Komiserliği’nin sorumluluğunu aldı. Sovyetler Birliği’nin, “tüm ayrılma ve bağımsız devlet oluşturma hakları da dahil olmak üzere Rusya’da yaşayan halkların serbestçe kendilerini idare edebilme hakkını tanıyan” kararı Stalin, Yosif Çugaşvili imzasıyla onaylanmıştır.

Boris Kamkov

BORİS KAMKOV

Kerenski, çoğu sosyalistin aksine Rusya’nın Almanya’yla olan savaşını destekliyordu. Başlangıçta devrimci köylülerin partisi olarak görülen S.R, hükümete dahil olunca önceden sosyalist dahi olmayan insanların akınına uğradı. Haliyle ‘özel mülkiyetin kaldırılması gerektiği’ tezini benimseyen büyük bir grup partiden ayrıldı ve Sol Devrimci Sosyalistler (SDS) adıyla ayrı bir grup kurdular.

Şubat Devrimi’nden sonra sürgünden Rusya’ya dönen Boris Kamkov’un liderliğindeki SDS, Ekim Devrimi’nde Bolşeviklerle beraber hareket eden nadir gruplardandı. Ancak Petrograd Sovyeti’nde taraflar sık sık karşı karşıya geliyordu. Taraftarlarının çoğu, sayısı azımsanmayacak köylülerden oluşan SDS, Ekim Devrimi sırasında Bolşevikleri tarım programlarını ‘çalmakla’ suçluyordu. Lenin Smolni’deki konuşmasında Kamkov’un grubuna “tarım programı SDS’ye ait olsa bile doğru olduğunu, bunun uygulanacak olmasından rahatsızlık duyulmasının anlamsız olduğunu” söyleyerek cevap veriyordu.

Devrimin ardından Bolşeviklerle kurulan Sovyet iktidarına ortak olan SDS tarım bakanlığı gibi mevkilerde görev alsa da Almanya’ya yapılan barış antlaşmasından sonra iki grup arasındaki ittifak bozuldu ve Kamkov, Sovyet yönetimine karşı mücadele etmeye başladı.

Maksim Gorki

Gorki

Sosyalist gerçekçi Rus edebiyatının en başarılı isimlerinden yazar Maksim Gorki, Novaya Jizn gazetesi etrafında yazar ve aydın çevrelerce kurulan ve küçük bir topluluk olan Birleşik Enternasyonalist Sosyal Demokratlar’ın lideriydi.

1905’deki Kanlı Pazar ayaklanmasının ardından Gorki, devrimcilerin güç kullanması konusundaki fikirlerini değiştirdi. Bir arkadaşına “İki yüz siyah göz Rus tarihini daha aydınlık bir renge boyayamayacaktır. Bu yüzden kan gereklidir, çok fazla kan. Hayat, zulüm ve güç üzerine kurulmuştur. Yeniden inşası için soğukça hesaplanan zulüm isteniyor, hepsi bu! Onlar öldürüyor mu? O zaman tam tersi de gereklidir. Yoksa ne yapacaksınız? Kont Tolstoy’a gidip onunla beraber bekleyecek misiniz?” yazan Gorki, Bolşeviklere önce ekonomik yardım, ardından silah temini için yardım gibi pek çok destek sunmuştur.

Şubat Devrimi’nin arkasında duran Gorki, Bolşeviklerin hükümeti ele geçirme planlarına şiddetle karşı çıkmıştır. Lenin’e ‘fanatiklerin utanmaz maceraperestleri değil, kitlelere liderlik edebilme kabiliyetleri çılgına döndü’ sözleriyle cephe alan Gorki, Sovyet iktidarının, karşı devrimcilere karşı aldığı sıkı tedbirleri sert bulmuş, Lenin ve Troçki’yi ‘Sosyalizmin Napolyon’ları’ olarak nitelendirmiştir. “Lenin, Troçki ve takipçileri gücün çürümüş zehriyle zehirlenmiştir. Bunu, kişinin konuşma özgürlüğüne ve demokrasi ideallerine karşı aldıkları cephe kanıtlamaktadır” sözleriyle devrimin ardından alınan kimi tedbirlere karşı çıkan Gorki’ye, Lenin sıkça mektup yazarak ‘tedbirlerin karşı devrim ezilene kadar gerekli olduğunu’ söylemiştir.

Ancak devrimin hemen ertesinde patlak veren iç savaşta Gorki, Beyaz Ordu’ya karşı Kızıl Ordu’yu desteklemiştir.

Lev Kamenev

LEV KAMENEV

Bolşeviklerin parti içi muhalefetinin o dönemdeki en büyük temsilcilerinden biri Lev Kamenev’di. II. Nikola’nın tahtının devrilmesiyle birlikte Lenin’le birlikte Rusya’ya dönen Kamenev, geçici hükümete karşı mücadeleye başladı. Ancak Lenin’in Kerenski’yi devirmeyi öngören devrim planlarına Kamenev, “kitle hareketine yoğunlaşılması gerektiğini” öne sürerek karşı çıktı.

Ekim Devrimi’nin ardından Lenin’in karşı devrimci yayınlara karşı aldığı tavrın ardından Kamenev de geçici bir süreliğine Gorki’yle birlikte hareket etti. Parti merkez komitesinden pek çok isimle birlikte çekildiğini açıklamasına Lenin’den cevap da gecikmedi. Onunla hareket eden Şliapnikov ve Teodoroviç tekrar görevlerine dönerken Kamenev’in partiden ihracını Lenin, “İnançsızları, tereddüt edenleri, kuşku duyanları, burjuvazinin korkuttuklarını, ya da dolaylı dolaysız suç ortaklarının çığlıkları önünde hemen teslim olanları bırakalım utançlarıyla baş başa kalsınlar” sözlerinin de yer aldığı sert bir mesajla duyurdu.

Ancak ayrılığı uzun sürmedi. Ekim Devrimi’yle ilgili fikirleri değişen Kamenev, Bolşevik hükümete geri döndü ve çeşitli görevler aldı.

Julius Martov

JULİUS MARTOV

Ekim Devrimi öncesinde, Şubat Devrimi sırasında Menşevikler arasında da fikir ayrılıkları vardı. Şubat’tan sonra Rusya’ya dönen Menşevik Julius Martov, partisinin geçici hükümete katılma kararını değiştirme konusunda çok geç kalmıştı. Martov, Menşeviklerden İrakli Tserteli ve Fedor Dan’ı savaş çığırtkanlığı yapmakla suçluyordu.

Menşevikler’in sol kanadı, partiden ayrılarak ‘Enternasyonalist Menşevikler’ grubunu kurdu. Troçki de Bolşeviklere katılmadan önce bir süre bu grupla birlikte hareket etti. Enternasyonalist Menşevikler, Menşeviklerin yaptığı gibi varlıklı sınıflarla koalisyonun karşısında dursa da Bolşeviklerin proletarya diktatörlüğü önerisine de karşı çıkıyorlardı. Martov, özellikle İngiltere Sosyalist Partisi’nden etkilenen ve Rusya’ya daha ‘batılı’ fikirlerle bakan biriydi. Lenin Martov’un bu eleştirilerini, Ekim ve Şubat devrimleri öncesinde Çar otoritesi altında yaşamakla İngiltere’de yaşamanın farklı olduğu ve Rusya’nın pek çok açıdan batıdan farklı bir konumda olduğu gerekçesiyle reddediyordu.

Martov, Bolşevikler tarafından hükümete davet edilmedi. Küçük bir grup ile Kurucu Meclis’te yer alsa da Bolşeviklerin liberal gazeteler, soylular ve Kadetlerle olan mücadelesinde Martov, Lenin’in karşısında yer aldı. Ancak Beyaz’larla olan savaşta o da Kızıl Ordu’dan yana taraf aldı.

Çar II. Nikolas

II. NİKOLAS -

Romanov’ların son hanedanı Çar II. Nikolas, Ekim Devrimi’nde bizzat rol oynayabilmiş biri değil. Çünkü tahtta olduğu süre boyunca Bolşevikler başta olmak üzere ülkesindeki sosyalist güçlerle en sert yollarla mücadele etmeye çalışmış Nikolas, Şubat Devrimi’nde tahtını bıraktı.

Ancak koskoca Çar tahtını tek başına tahtını bırakacak değil ya! Şubat ayındaki devrimci kitle yükselişinden tedirgin olan ve devrim dalgasının büyüyüp radikalleşmesinden korkan üst sınıflar ve ordu tahtın Nikolay’ın kardeşi Mihail Aleksandroviç’e devredilmesini talep etti. Mihail’in devrimcilerden korkması nedeniyle tahtı reddetmesi üzerine sermayenin ‘hava yastığı’ olma görevini Prens Lvov üstlendi. Çünkü işçilerin, köylülerin ve askerlerin Nikolay’a duyduğu öfke, sermaye için de ‘beklenmeyen bir hızla’ düzenin çökmesine neden olabilecekti. Üstelik Çariçe’nin saray hayatındaki sansasyonel haberlerin halk tarafından hoş karşılanmaması, savaşın gün geçtikçe ülke için daha yıpratıcı olması nedeniyle Nikolay’ın etki alanı oldukça daralmıştı.

Bunun üzerine tahtını bırakan Çar, Sibirya’daki Ekaterinburg kentine çekildi. Burada bir grup Bolşevik tarafından kaçırıldı ve 1918’de “Beyaz orduların bölgeye yaklaşması gerekçe gösterilerek” ailesiyle birlikte öldürüldü.

Putilov Makina, Traktör Ve Top Fabrikası İşçileri

Ekim Devrimi'nde kim, kimdir

Ekim Devrimi’nde siyasi parti lider ve yönetici kadrolarının bu süreçte oynadıkları role değindik. Ancak devrimin asıl aktörü olan Rusya işçi sınıfına yer vermeden bir Ekim Devrimi ‘portresi’ çizmek pek sağlıklı olmaz. Bir ‘örnek’ olarak Petrograd’daki Putilov fabrikasından bahsedelim…

1900 yılında 12 bini aşkın işçiyi çalıştıran fabrika Ekim Devrimi sırasında Bolşeviklerin örgütlülüğünün en güçlü olduğu noktalardandı. Ekim Devrimi’nin öncülü olarak görülen 1905’de aldıkları grev kararıyla Çarlıkla mücadelede ön sırayı alan Putilov işçileri, 1917’de yine aynı safta yer aldı. Ülke genelinde yapılan zamların kendi ücretlerine de yansımasını talep eden işçiler 1917 Şubat ayında greve gitti. On binlerce işçi Petrograd sokaklarına çıktı. Çar’a vurulan darbede Putilov işçileri önemli bir rol oynadı.

Devrimden günler önce, 25 Ekim akşamı Lenin, Putilov Fabrikası Komitesi’ne bulundukları yerde iktidarın nasıl ele geçirileceğine ve bu süreci nasıl örgütleyeceklerine dair detaylı talimatlar verdi. Devrimden sonra fabrikanın adı ‘Kızıl Putilov’ olarak değiştirilir.

Lenin, dönemin çoğu ‘aydınları’ ve varlıklı sınıflarınca sosyalistler arasında en hor görülen liderdi. Ancak Ekim Devrimi’ni en çıplak haliyle, yaşanırken izleyen John Reed, zaferin nasıl kazanıldığını şöyle anlatıyor:

“Bolşevikler iktidarı alırken ne varlıklı sınıflarla ya da çeşitli liderlerle anlaşmaya girişmiş, ne de eski hükümet mekanizmasını kendilerine bağlamak istemişlerdir. Ufak bir kliğin örgütlenmiş şiddet eylemi de değildi bu. Eğer tüm Rusya’da kitleler ayaklanma için hazır olmasalardı başarısızlık kesin olurdu. Bolşeviklerin tek başarı nedeni, halkın en derin, köşelerinde yatan geniş ve basit istemlerini harekete geçirerek geçmişi yıkmak ve kendileriyle birlikte henüz dumanı tüten bu harabeler üzerinde yeni bir dünya kurmak için onları iş başına çağırmalarıdır…

Kaynaklar

1- Dünyayı Sarsan On Gün – John Reed (Oda Yayınları, 1976)

2- Siglo XX Historia Universal (6’ıncı sayı)

3- http://spartacus-educational.com/