Yaşam

Puşkin’in Son Günleri

Son yıl. Georges Dantes ve Natali Puşkin. Kışkırtma olayı, düello. Puşkin’in son günleri.  Petersburg’da heyecan. Hükümet, yüksek sosyete salonları, halk. Cenaze töreni. Lermontof’un yazdığı ağıt.

Puşkin’in evlilik yaşamını, para sıkıntılarını, üst tabaka insanlarıyla polisle dalaşmalarını, karısının hoppaca davranışları karşısında kapıldığı kaygı ve kuşkuları anlattıktan sonra, kahramanımız için kurtuluşun yeniden Mihaylovskoye’ye çekilmekte olduğu sonucuna varmıştık. Gerçekten de Puşkin, huzur içinde çalışma yaşamına, verimli uzun gezintilerine ve Esin Perisi ‘ne ancak orada kavuşabilirdi yeniden. Ama yıllar geçmekle ve Natali “dilber bayan Puşkin” olmaktan bir türlü vazgeçmemekteydi. Üstelik her günün korkunç bir felaketle kapanması olasılığı durmadan artıyordu.

Hiç şüphesiz Puşkin de sosyete yaşamına düşkün bir insandı. Ne var ki kahramanımız yüksek sosyeteyi ve aristokrasiyi karşısındakilere kaygı verici bir şekilde anlıyor ve değerlendiriyordu: Sadece ve sadece, kökleri tarihin derinliklerine uzanan ailelerin çocuk ve torunları soyluydu onun gözünde. Oysa Saray ve çevresi, “bu kokuşmuş bataklık” bir alay tüylendi ve zıpçıktıyla doluydu: ve Ruslardan çok Alınanlardan oluşan bu takım, akıllara sığmaz servetini, 1820 fikirlerine beslediği ya da besler göründüğü kine borçlu bulunmaktaydı. Onların ortasında Puşkin, tam bir haydut görüntüsü içindeydi: Tavırları, sözleri, susuşları hep gençliğinin dostlarına ve umutlarına olan bağlılığını sergiliyordu. Dolayısıyla da bu takım, İmparatorun ona gösterdiği hoşgörüyü gereğinden fazla aşırı buluyordu. O çağ yüksek sosyetesinin gözünde Puşkin de övünerek andığı atalarına karşın, bir sonradan görme zıpçıktıdan, bir zırvalar yazarından başka bir şey değildi: Hatta belki de bir casustu!

Bu dedikodular karşısında kayıtsız kalamıyordu Puşkin. Çoğu zaman taşlamalarla öç almaktaydı: Zengin Lucullus’un mirasçısını mirasına bir an önce kavuşma telaşı içinde betimlediği dizeler bütün Rusya’da dilden dile dolaşıyordu.

Uşaklara yaltaklanmayacağım günler gelsin artık!

Gelsin artık Cumhuriyet hırsızlığından kurtulacağım günler!..

 Lucullus olarak ileri sürülen bu kişi, Ulusal Eğitim Bakanı Uvarof’tan başkası değildi oysa…“Daha az resmî” düşmanlarına karşı, Puşkin’in başka silahları vardı. 1829’da şunları yazıyordu örneğin:

“Tükürük yedikleri zaman, olay duyulur da bir daha Aniçkof konağına çağrılmazlar korkusuyla suratlarını ipek mendilleriyle silmekle yetinen zamane gençlerinden değilim ben.”

Gel gelelim karısı, genel tutumuyla, kahramanımıza yöneltilen saldırılara çanak tutuyordu: Bayan Puşkin’in kendisine kur yapılmasından hoşlandığı bir gerçekti: işte onun bu zayıflığından yola çıkılarak kocasını aldattığı ve Puşkin’in de bu duruma göz yumduğu sonucuna varılmaktaydı. Çok kısa zamanda başlayan dedikodular, Dantes’in ortaya çıkışıyla ete ve kemiğe büründü.’

Bir Fransızdı Dantes. 1830 da Saint-Cyr Harp Akademisi’ni bitirdikten sonra kral Louis-Philippe’in hizmetine girmeyi zül sayarak ordudan ayrılıp -herhalde, yakın akrabalarından Hollanda’nın Rusya büyükelçisi Heeckeren baronunun çağrısı üzerine- Petersburg’a gelmiş; ve hem yarı sürgün, hem Fransız, hem de yakışıklı bir genç olduğu için çok iyi karşılanmıştı. Dendiğine göre, Fransız hükümdarının taklidini yaparak, I. Nikolay’ın da teveccühünü kazanmıştı. Nitekim İmparatordan aylık alan Muhafız Alayı’na subay olarak atanmış bulunuyordu. Çok geçmeden de Baron Heeckeren evlat edindi kendisini. Baron Dantes-Hccckercn olur olmaz da başkent salonlarının paylaşılmayan sevgilisi haline geldi. Natali Puşkin’le de bu salonlardan birinde tanıştı: ve genç kadına tutkunluk gösterilerinde bulundu art arda. Adlarını saklayan birtakım dostları Puşkin’i durumdan haberli kılmakta gecikmediler. Bunun üzerine kahramanımız, derhal tanıklarını yollayarak Dantes’yi düelloya çağırdı. Ama Dantes, sevdiği kadının aslında Natali değil, kız kardeşi Katerina olduğunu söyledi. Puşkin, genç adamın sözlerini ispat için Katerina’yla evlenmesi gerektiğini ileri sürdü. Ve Dantes evlendi kahramanımızın baldızıyla…

Oysa Katerina ne güzeldi, ne gençti ve ne de zengin…Ve, pek doğal olarak, bütün herkes onun Katerina’yla evlenişini bir başka niyete yordu. Puşkin de paylaşıyordu bu yorumu. Nitekim evlilikten on beş gün sonra, bacanağını evinden kovdu. Birkaç hafta geçti aradan. Bir sabah Puşkin’e bir paket bıraktılar. Bir “diploma” çıktı paketten: Boynuzlular Derneği tarafından yollanan bir “onur diploması’dı bu. Bazı kesin belirtiler, söz konusu “diploma’Tun Heeckereırler tarafından “imar edildiğini ortaya koyunca Puşkin kalem kâğıda sarılıp her satırı ayrı bir hakaret taşıyan bir mektup yazdı baba Heeckeren’e. Bu mektupta, örneğin, şu sözler yer almaktaydı: “Koskoca bir hükümdarın temsilcisi olan siz ğiçinizin düpedüz pezevenkliğini yaptınız. O iğrenç çöpçatan kocakarılar gibi köşe bucak aradınız karımı; ve onu adice ayartmaya çalıştınız!..”

Cevap oğuldan geldi: Bir meydan okumaydı, bu. Getiren de, Fransa büyükelçiliğinin ikinci sekreteri Archiac Vikontuydu. Puşkin hemen fırladı evden. Yolda lise arkadaşı albay Danzas a rastladı. Fransız Büyükelçiliği’ne gittiler birlikte. Puşkin arkadaşını, düello tanığı olarak, Vikonta tanıştırdıktan sonra şöyle dedi:

– Bu iş bu akşam Iıallolmadığı takdirde, baba yada oğul Hcccke- .ren’Ieri ilk gördüğümde suratlarına tüküreceğim!

Danzas la Archiac Vikontu, o akşama düello saat ve yerini belirlediler. Koşullar şöyleydi: Tabancalarla yapılacaktı düello ve çarpışanlar, yirmi beş adım öteden ateş edeceklerdi birbirlerine: bu tarafların rızasıyla, on beş adıma da indirilebilirdi…

Anlaşmaya varılır varılmaz Danzas. kendisini Nevski caddesindeki bir pastanede beklemekte olan Puşkin’i buldu hemen; ve bir kızağa atlayıp düello yerine hareket ettiler. Dantes, yanında tanıdığı Archiac Vikontuyla, onları beklemekteydi…Yerlerini alıp da başlama işareti verildiğinde Puşkin. bütün düellolarında yaptığı gibi, silahını aşağıya doğru eğerek ilerledi hasmına. Hiç kımıldamaksızın ateş etti Dantes. Puşkin yere düşerken şöyle haykıracaktı:

–              Kasığım parçalandı!

Tanıklar hemen koşup kaldırmak istediler kendisini. Ama o, eliyle durdurdu onları:

–              Ateş edecek kadar gücüm var!, dedi.

Ve ateşledi silahını. Dantes de yuvarlanmıştı:

–              Galiba kurşun göğsüme saplandı!, diye haykırdı. Puşkin’in şöyle dediği işitildi:

–              Bana bir doyum sağlayacağını sanmıştım bu işin. Oysa şimdi ner- deyse azap duymaktayım..

2 (2)

Gerçekte Dantes’in yarası -göğsünü elleriyle örtmesine karşın- Puşkin’inkinden çok daha hafifti. Puşkin’i evine götürüp çalışma odasındaki yatağa uzattılar. Çok geçmeden İmparator, özel cerrahı Ahrendf i yolladı kahramanımıza. Ünlü hekim, muayeneden sonra. Puşkin’in kesin ve resmî isteği üzerine, durumun hemen hemen hiç umut verici olmadığını bildirdi. Puşkin teşekkür etti kendisine; karısına durumun bildirilmemesini istedi; sonra da, Ahrendt aracılığıyla, İmparatordan arkadaşı Danzas’ın bağışlanması ricasında bulundu (Danzas, askeri içtüzük gereğince, Puşkin’e tanıklık etliği için cezaya çarptırılabilirdi). Ve borçlarının dökümüne koyuldu.

Bu arada haber çoktan yayılmıştı. En başta Aleksandr Turgenyef, Jukovski ve Viyazemski olmak üzere, dostların akını başladı. Ardından Ahrendt göründü yeniden: İmparatorun kurşun kalemle yazılmış. Puşkin’i iyi bir Hıristiyan gibi ölmeğe çağıran ve ailesinin tüm bakım masraflarını üstlendiğini bildiren bir mektubunu getirmekteydi…

Papaz geldi en son olarak. Puşkin günah çıkarttı ve kudas ayininden geçti. Sonra da acı dolu saatler başladı: Şairin bütün dostları bu amansız kısa dönem hakkında anılar bırakmışlardır. Bütün bu tanıklıkların üzerinde anlaşmaya vardıkları husus, kahramanımızın -masasının üzerinde unutulmuş bir tabancayla intihara kalkışma zayıflığına düşmesi bir yana- fizik ıstıraba karşı gösterdiği cesarettir ilkin. Hemen

Ne mutlu erkenden ölüp gidene!

Kadehi henüz dolu

Ve romanı daha bitmemişken…

Dünyamızdan ayrıldığında, otuz yedi yaşındaydı Puşkin. Tıpkı Raffaello ve Byron gibi…Günler günleri kovaladı. Şair. Mihaylovsköye mujiklerinin buz tutmuş toprağı bin bir zahmetle kazarak açtıkları çukurunda uyuyadursun, adı daha uzun yıllar “şüpheli kişiler listesi”nde yer almaya devam etti. Dul karısı, çok geçmeden bakanlığa atanacak olan bir yüksek memurla evlendi: böye çocukları saray okulunda öğrenim görmek fırsatını buldular, ama silik kaldılar. Heeckeren. artık hiçbir yerde eskisi gibi hoş karşılanmadığı Petersburg’u terk etmek zorunda kaldı. Rusya’dan kovulunca Fransa’ya dönen Dantes, İkinci İmparatorluk devrinin sıradan senatörlerinden biri oldu. Felaketi hazırlayan ya da, en azından, hızlandıran imzasız mektupların yazarları hiçbir araştırma ve koğuşturmaya uğramadılar. Ama o sıralarda adı sanı henüz duyulmamış bir başka büyük şairin. Lermontof’un şu eşsiz dizelerinde buldular cezalarını

Şairin Ölümü  


 

Emile Haumant  – Puşkin

Çeviren Atilla Tokatlı  Düşün Yayınevi  

 

Reklamlar